Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Mağripliler, Masonlar ve Makyavelistler/Bölüm-2
0:00 0:00
1x
a- | +A

“Yazının başlığındaki üç M. harfini, 1954’te İstanbul Belediyesi’nin İsviçreli dev şirketle anlaşarak girdiği ve 1975’te Koç Holding’in satın aldığı market zincirinin büyüklerinde olduğu gibi 5 M.’ye de uyarlayabiliriz. Zira metnin içinde sık geçecek diğer iki kelime de mafya ve matematik kelimeleri. Bu beş kelimenin kavramsal çağrışımları bağlamında 323 yıllık zaman diliminin bilgileriyle bugüne ışık tutmaya çalışacağız. 2002’den bir anımla başlayayım: Rahmi Koç, Bulgaristan Sofya’da ilk marketinin açılışından sonra, basın toplantısında hafızama kazınan şu cümleleri sarf etmişti: Parası olmayan insanın da ailenin de şirketin de devletin de sözü dinlenmez.”

Yukarıda okuduğunuz paragraf, 3 Haziran Çarşamba günü yazdığım ‘Mağripliler, Masonlar ve Makyavelistler’ başlıklı yazıdan. Yazımda yer verdiğim 24 sene önceki Rahmi Koç cümlesi, paranın söylem üstünlüğünü belirleme gücü olduğunu savunan, keskin bir cümleydi.

Derken bu yazıdan üç gün sonra, 6 Haziran’da malum, meşum fıkra skandalı patladı. Rahmi Koç, o gün İzmir’de hastanesinin açılışında komik de olmayan o kötü fıkrayı anlattı. Her şeyden önce para, belagat üstünlüğü vermez. Rahmi Koç’un retoriğine senelerdir sinmiş olan söylem üstünlüğü zannı, onu 95 yaşında hayatı boyunca en azından kamuoyu önünde yapmadığı bir büyük hataya sürükledi.

‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİNE DİKKAT!

Biz de bugünkü yazıda hem çarşamba günkü makalenin izinden gideceğiz, hem de pazar günkü ‘Mafyanın çeyrek asırlık döngüsü’ başlıklı yazıda yarım bıraktığımız işi tamamlayıp sonunda bir toplam senteze ulaşmaya çalışacağız...

Ülke olarak hassas bir süreçten geçiyoruz: Terörsüz Türkiye... Rahmi Koç’un fıkrasının -2010 Oslo ve 2013 İmralı sürecinin deneyimleriyle yoğurdu üfleyerek yediğimiz- Ekim 2024 milatlı Terörsüz Türkiye sürecine doğrudan zarar verme potansiyeli yok.

Bununla birlikte sonrasında Rahmi Koç’un koruma tedbirlerinin artırılmasına da yol açan Koç Holding meskenlerine birey ya da çete bazlı saldırılar düzenlenmesi, küçük de olsa muhtemel bir şiddet dalgasına karşı müteyakkız olmamızı gerektiriyor. Şimdiye kadarki dört saldırının failleri yakalanacaktır. O zaman daha net anlarız, ama bir olağan şüpheli tarifi yapabiliriz: Bu tür cürümlere bulaşan yapılar, PKK ile dolaylı bağlantısı olsa da ondan daha küçük suç yapılardır. Bunlar; lokal ölçekte ya da şehir ölçeğinde şiddet üreten mafya gruplarıdır ve dolayısıyla doğrudan bir önceki yazım ile ilişkilidir. Hatırlarsanız, ‘Mafyanın çeyrek asırlık döngüsü’ başlıklı yazımın girizgâhında da 20 yıl önce, 31 Mart 2006’da yazdığım bir yazıdan alıntı yapmıştım. Başlık ve spotu şöyleydi: “Dalton Kardeşler gibi iş bölümü yapıyor, güzellik salonu açarak kara para aklıyorlar."

İmdi… Tekrar hatırlatayım: O yazımın yayımlandığı tarihte güzellik salonu açarak kara para aklayanların Türkiye’de esamesi okunmuyordu. Ama işte artık mafyanın da küreselleştiğini ve lokalden globale sosyal medya sayesinde daha kolay entegre olabildiğini gözlemliyoruz.

Aynı şey terör için de geçerli. Bu yüzden üç, beş, hatta 10 yıl önce dünyanın bir başka yerinde işlenen bir suç türü, sonradan bize de bulaşabiliyor. Tam bu noktada; bir trajik emsal olarak 15 Nisan 2026’da 13 cana mâl olan Kahramanmaraş’taki okul katliamının türevlerinin ABD, İngiltere, Kıta Avrupası, Avustralya ve hatta Yeni Zelanda’da görüldüğünü hatırlatmalıyım.

TARİHİN AKINTISINA KÜREK ÇEKENLER!

Değişik veçhelerle müşahede ettiğimiz gibi ‘gayrimeşru sermaye’ de ‘piyasa kapitalizminin meşru sermayesi’ gibi küreselleşiyor. Uyuşturucu ve kumar gelirlerinin aklandığı finansal sisteme sızabiliyor. Büyük şirketleri, terör örgütlerini ve küresel mafya gruplarından lokal mafya gruplarına her yapıyı, etkileyebiliyor. Kara para ile…

Eskiden devletler daha Makyavelist idi, şimdi terör örgütleri ve mafya çeteleri Makyavelizm’in matematiğini bilmeden tatbik ediyor. Kapitalizmin meşru sermayesinin dört yüzyıllık yoldaşı olan masonluk gibi mafya da küreselleşiyor. Ve mafyanın yeni matematiği, terörün zamanımızdaki (d)evriminin sloganıyla akraba: “Atomize et, bölerek çoğalt, devletleri zayıflat!”

Çünkü küresel sermaye, teknolojik devler, Yapay Zekâ oligarkları, devletlerin zayıf olduğu bir yeni dünya istiyor. Ne diyordu Rahmi Koç, bundan 10 gün önce Oksijen gazetesine verdiği demeçte:

“Kartlar yeniden karılıyor. Dünyada gücün varsa sesin çıkıyor, gücün yoksa çıkmıyor. Bu, ‘gücün kadar konuş’ dönemi. Önümüzdeki yıllarda tüm gücümüzü kullanmamız lazım.”

Bu sözleri sarf ettikten altı gün sonra anlatacağı fıkra, bir skandal olarak henüz tarih sahnesine çıkmadığı için ‘lafı o zamanlar daha çok dinlenen’ Rahmi Koç, güç kavramını kullanırken bu kez paradan değil, fiziki güçten söz ediyordu. Yani aslında yine 31 Mayıs’ta bu köşede okuduğunuz millî güç matematiğinden bahsediyordu.

Rahmi Koç’un da dediği gibi ‘gücün kadar konuş’ dönemi, evet. Gelgelelim Koç’un kendisi; şirketler, aileler, bireyler şöyle dursun devletlerin bile gücü kadar ve dolayısıyla hesaplı konuştuğu bir devirde birey olarak hesapsız konuştu. Öte yandan bu olayı ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine zarar verecek şekilde istismar etmek isteyenler olduğu da açık. Böylesi bir suiniyetle yola çıkan hiçbir legal ya da illegal yapının amacına ulaşamayacağına inanıyorum. Çünkü bu; tarihin, dolayısıyla zamanın akıntısına kürek çekmek olacaktır.

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...