Hazret-i Ömer devrinde, çok memleket fethedilmiş, sayısız ganîmetler alınmış, ama Hazret-i Ömer''in yaşayışı hiç değişmemişti.
Kızı Hazret-i Hafsa, o haşmetli günlerde babasını ziyarete geldi bir gün. Ancak babasının hırkası dikkatini çekmişti: - Babacığım, hırkanız çok eski, üstelik de yamalı. - Olsun kızım. Ne var bunda? - Ama babacım!.. Halîfe, sevgiyle baktı ona: - Ey kızım! Efendimiz, vefatına yakın bir gün beni çağırıp; - Yâ Ömer! Mahşerde benim yanımda olmak ister misin? diye sordu. - Çok isterim yâ Resûlallah, dedim. - Öyleyse şu yaşayışını hiç değiştirme! buyurdu. Bunu anlatıp sordu kızına: - Şimdi söyle. Resûlullahın bana vasiyeti böyleyken, değiştirebilir miyim o eski yaşayışımı? Hazret-i Hafsa, mahcup olmuştu: - Özür dilerim babacığım. Yine bir gün Hazret-i Ömer''in sırtında, hurma lifinden, üzerinde "on yama"sı olan bir hırka vardı.
Eshab bunu fark ettiyse de bir şey söylemeye çekindiler.
Ama biri cesarete geldi: - Yâ Emîr-el müminîn!
- Söyle kardeşim. - Hırkanız çok eskimiş. Hani diyorum ki, bunu çıkarıp, devlet başkanına yakışan yeni bir hırka alsanız. Halîfenin huzuru kaçtı.
Hattâ celâllenip sordu o sahâbîye: - İslâmdan daha büyük bir nîmet var mı bugün? - Yok elbette. - Peki, bu nîmet yanında, eski hırka giymemizin bir kıymeti var mı? Başını yere indirdi. - Özür dilerim...
E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com

