Kılavuz Dede, bir gün sevdiklerine buyurdu ki:
- Kardeşlerim, iki şeyi unutun. İki şeyi ise hiç unutmayın! Sordular: - Onlar nedir hocam?
Buyurdu ki: - Unutacağınız iki şey, yaptığınız iyiliklerle, başkasının size yaptığı kötülüklerdir.
- Ya unutmayacaklarımız? - Onlardan biri "Ölüm", diğeri "Allahü teâlâ"dır. *** Bir gün nasihat istediler. Buyurdu ki: - İnsan, ehli sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyunca kalbine feyz akar. Feyz, nur demektir. Yani kalbi temizlenir. İbadetlerden zevk almaya başlar. Haramlar çirkin gelir.
Halis kul olur...
Şöyle devam etti: - Ehli sünnet kitaplarını okuyanın kalbinde, Müslümanlara karşı kötü düşünce varsa, onlar şefkat ve merhamete dönüşür. Kin ve hasetten kurtulup, halis kul olur. Sordular: - Halis mümin nasıl olur? Buyurdu ki: - Halis mümin, güzel ve tatlı sözlerle din kardeşlerine emr-i maruf yapar. Allahü teâlânın rızasını kazanmak için çırpınır. Günahlardan kaçıp, ibadetlere sarılır. İslamiyete tam uyabilmek için kılı kırk yarar.
Şöyle bitirdi: - Halis mümin, günahından ötürü Allah''a karşı daima mahcup ve boynu büküktür. Her türlü ihtiyacını Ona arzeder. Onun azabından yine Onun merhametine sığınır.
Mümin kime denir?
Hadis-i şerifte;
"Mümin, elinden ve dilinden kimseye zarar gelmeyen kimsedir" buyuruldu.
*** Bir gün ona sordular: - Hakiki tövbe nedir? Buyurdu ki: - Tövbe, bir günahı işledikten sonra, pişman olup o günahı terk etmek ve bir daha yapmamaya kuvvetli karar vermektir. - Dünyalık bir sebeple pişman olursa? - O zaman tövbe olmaz. - Tövbe edince, günahlar muhakkak affolur mu? - Elbette. Şartlarına uyularak tövbe edilince, küfür ve günahlar muhakkak affolur. Bu hususta şüphe etmek caiz olmaz. Çünkü cenab-ı Hak, tövbe eden kulunu af edeceğini vadetmiştir. O, vadinden dönmez.

