Kaydet
a- | +A

Siirt evliyâsından Şeyh Sabri Efendi, bir gün cemaatine; - Kardeşlerim, olayların değişmesi, sizde değişiklik yapmamalıdır, buyurdu. Kimsenin ayıbına bakmamalı, kendi ayıplarınızı görmelisiniz.

Sözüne devamla; - Kendinizi hiçbir Müslümandan üstün bilmemeli, her Müslümanı kendinizden üstün tutmalısınız, buyurdu. Hattaa... - Hatta ne? dediler. - Her Müslümanı görünce, kendi saadetinizin, onun duâsını almakta olabileceğine inanmalı, kendinizde hakkı bulunanların kölesi gibi olmalısınız. Ve ekledi: - Hadîs-i şerîfte; (Üç şeyi yapan Müslümanın îmanı kâmildir: Âilesine hizmet etmek, fakirler arasında oturmak ve hizmetçisiyle birlikte yemek) buyuruldu. Sordular: - Bu üç şey, müminlerin alâmeti midir efendim? - Evet. Böyle olduğu Kur''ân-ı kerîmde bildirilmiştir. Ayrıca "Allah dostları"nın hâllerini öğrenmeli, onlar gibi olmaya çalışmalıdır.

Şöyle bitirdi: - Kimseyi gıybet etmemeli, gıybet yapana da mâni olmalıdır.

Bir derdin mi var? Bir gün de bir dostu geldi huzuruna.

Hâlinden üzüntülü görünüyordu. Bunu anlayıp sordu hemen: - Üzgünsün, bir derdin mi var? - Evet efendim. - Hayrola, nedir derdin? - Hocam çok günahlar işledim. Âhirette hâlim ne olacak? diye üzülüyorum. - Derdin bu mu gerçekten? - Evet. Başka derdim yok. Elini dostça koydu adamın omzuna. - Merak etme. Bu gemi sahile çıkarsa içindekilerin hepsi kurtulur. Sen bindiğin gemiden düşmemeye bak. Adam sevindi. - Biz hangi gemideyiz ki hocam? - İmâm-ı âzam''ın gemisindeyiz. Buna "Ehl-i sünnet gemisi" de denir. Bu gemi, yarın selâmetle sahile çıkınca, içinde kim varsa kurtulacaktır. Ve ekledi: - Bizim gibi günahkârlar da.

> E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com