Kaydet
a- | +A

Diyarbakır evliyasından Ahmet Karazî Diyarıbekrî hazretleri, bir gün nasihat isteyen bazı gençlere buyurdu ki: - Kalp kırmayın. Mümin, güleryüzlü olur. Bir sert baksan, karşıdaki kırılabilir.

- Kalp kırmak çok mu günah? diye sordular. Buyurdu ki: - Elbette. Kalp kırmak, Kâbe-i şerifi hem de yetmiş defa yıkmaktan daha büyük günahtır. - Hikmeti ne hocam?

"Dostum, evliyam"

- Çünkü Allahü teala, mümin kulunu seviyor. Ona, "Dostum, evliyam" diyor. Sen ise onu üzüyorsun. Bu, mümine yakışır mı? Ve ekledi: - Allahü teala, "Yere ve göğe sığmam. Mümin kulumun kalbine sığarım" buyuruyor. Sen nasıl kazma kürekle o kalbi zedelersin?

??? Bir gün de bazı gençler; - Hocam, İslâmiyette en mühim şey nedir? diye sordular. - İman sahibi olmaktır, buyurdu. - İmandan sonra nedir? - İslâmiyeti öğrenmektir. Hadis-i şerifte, "Nerede ilim varsa, orada İslâmiyet vardır" buyuruldu.

- O hangi ilim hocam? - Fen ve din ilimleri. Mesela gözün yapısı, ilahi sırlarla doludur. Bunu öğrenmek, Allahü teâlâyı tesbih etmektir. Ama ilmihalini öğrenmek daha önce gelir.

"Onu Cehenneme götürür" - Neden? - Çünkü ilmihalini öğrenmek farzdır. - Öğrendikten sonra mühim olan nedir hocam? - Öğrendiğiyle amel etmektir.

- Eğer amel etmezse? - O zaman o ilim vebal olur o insana.

- Nasıl? - Yani zararlı olup, onu Cehenneme götürür.

Ve ekledi: - İlim, kendisiyle amel edilen ilimdir. Eğer amel edilmiyorsa, ona ilim denmez. Peygamberimiz, amel edilmeyen ilimden Allahü teâlâya sığınmışlardır.