Evliyanın büyüklerinden ve Kudüs''te vefat eden Ebu Abdullah Kureşî hazretleri, bir gün mescitte sohbet ediyordu ki, birdenbire ağlamaya başladı. Cemaat merak edip sordular: - Hayırdır, niçin ağlıyorsunuz? Buyurdu ki: - Üstadım vefat etti.
- Nerden biliyorsunuz? dediler. - Kalbime öyle geldi, buyurdu. Cemaat şaşırdı bu sözlerden. Zira hocasının bulunduğu yer, binlerce kilometre uzakta olup, üç aylık yoldu. Gelen giden de olmamıştı ki o haber getirsin.
Ve aradan üç ay geçti.
Haber doğrulandı O bölgeden gelen kişiler doğruladı bu haberi.
Evet, hocası vefat etmişti. Hem de haber verdiği o gün ve aynı saatte.
??? Bir gün sordu cemaatine: - Bu dünyada en büyük bayram nedir, biliyor musunuz? - Bilmiyoruz, dediler. Buyurdu ki. - Günah işlemediğimiz gün, en büyük bayramdır.
??? Bir gün de buyurdu ki: - Kardeşlerim, herkes bir şükrediyorsa, biz sonsuz şükretmeliyiz. - Neden? diye sordular. Buyurdu ki: - Çünkü biz ehli sünnet âlimlerini tanıyıp onları sevdik. Onların sayesinde hakkı batıldan ayırır olduk. Dünyada bundan büyük nimet yoktur ve olamaz.
Biz bedava kavuştuk Şöyle devam etti: - Bir mümin, dünyanın öbür ucunda "hakiki bir İslam âlimi"nin bulunduğunu öğrense, her şeyini satıp yol parası yaparak, onun yanına gitmesi farz olur.
Ve ekledi: - Ama biz bedava kavuştuk bu nimete. Hiç aramadan. Onun için sonsuz şükürler olsun Rabbimize.
???
Bir gün de sordular bu zata. - İnsanların en iyisi kimdir hocam? Buyurdu ki: - Allah için insanlara dinini öğretendir. - Peki en alçağı kimdir? - Din kisvesi altında dünya menfaati sağlayandır.

