Kaydet
a- | +A

Siirt''te medfun Şeyh-ün-Neccâr hazretleri, bir gün tasavvufa girmek isteyen bir gence; - Evlâdım, her şeyden önce "İslâmiyet"i öğren, buyurdu.

Ve ekledi: - Kıyâmette, herkese "İslâmiyet"ten sorulacak, tasavvuftan sorulmayacaktır. Cennete girmek, Cehennemden kurtulmak da İslâma uymakla olur ancak. Şöyle devam etti: - Bütün Peygamberler, herkesi İslâmiyete çağırmıştır. Kurtuluş yolu "İslâmiyet"tir.

Ve özetledi. - O hâlde en kıymetli ibâdet, insanlara yapılacak en büyük iyilik, dînimizin öğrenilmesine ve yapılmasına çalışmaktır.

DİN NASIL ÖĞRENİLİR? Bir gün de bazı gençlere; - Yapılacak en mühim iş, İslâmiyeti, yâni Allahü tealanın emir ve yasaklarını öğrenmektir, buyurdu. Çünkü bilmeden Müslümanlık olmaz. Sordular: - İslâmiyeti nasıl öğrenebiliriz efendim? - İslâmiyet, ancak Abdülkadir-i Geylânî ve İmâm-ı Rabbânî hazretleri gibi bir Ehl-i sünnet âliminden veya böyle bir âlimin kitaplarından öğrenilir.

Ve ilave etti: - Rastgele kitaplardan ve rastgele kimselerden din öğrenmeye kalkışan, dînimi öğreneyim derken, dînini ve îmanını kaybeder de haberi bile olmaz.

BİR KALBTE, İKİ SEVGİ

Bir gün de bir talebesi; - Hocam, "Bir kalbte iki sevgi olmaz" deniyor. Bu ne demektir? diye sordu bu zâta. Cevabında; - Evlâdım, "Allah sevgisi" ile "Nefsin sevgisi" birbirine zıddır, buyurdu. İnsan kendini severse, Rabbini sevemez. Rabbini severse, kendini sevemez.

Ve izah etti: - Yâni bir kalbte, ya "kendi sevgisi" vardır, ya da "Allah sevgisi."

Şöyle özetledi: - Kendini beğenmemek, Allahü teâlânın büyük ihsânıdır ki, bu hâle kavuşan kimse, "Allah sevgisi"ne kavuşmuş demektir.

E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 www.siirlerlemenkibeler.com