Kaydet
a- | +A

Peygamber Efendimizin doğru ve emîn olduğunu düşmanları bile biliyor, itiraf ediyorlardı.

Hatta Ebu Cehil bile!.. Nitekim o, bir gün şöyle demişti: - Yâ Muhammed! Biz seni yalanlamıyoruz ki. Sen, doğru sözlü ve emin birisin. Hiç yalan söylemezsin. *** Ertesi gün meşhur Bedir Cengi olacaktı. O akşam, müşriklerden biri, Ebu Cehil''i yalnız görünce arkasından sessizce yaklaştı. - Yâ Ebâ Cehil! Hışımla döndü. - Ne var? - Şurada ikimizden başkası yok.

- Evet. - Biz bizeyiz.

Lâfı geveleme! - Lafı geveleme. Ne diyeceksen de! - Sana bir şey soracaktım. - Sor! - Ama doğru söyliyeceksin. - Tamam tamam, sor bakalım! - Muhammed, doğru ve emîn midir, yoksa yalancı biri mi? - Doğru ve emîndir. - Yalan söylemez mi? - Hayır, asla. Asıl soracağını sordu:

- Pekiii, Onunla niye savaşıyoruz öyleyse? Ebu Cehil şaşırmıştı. Kafasını kaşırken cevap verdi: - Şeyyy, canım biz kendisine bir şey demiyoruz ki. - Eee? - Getirdiği kitaba karşıyız. Ve yükseltti sesini. - Haydi git yat! Yarın müthiş bir savaş var.

Ebu Süfyan sen misin? Ebû Süfyân henüz iman etmemişti ki, yolu Rum diyârına düştü bir zaman. Herakliyus öğrenip, çağırttı huzûruna. - Ebu Süfyan sen misin? - Evet. - Sizin şu inkâr ettiğiniz zat var ya, - Muhammed mi? - Evet. Onu önceden de inkâr eder miydiniz? - Hayır.

- Yani emin biri midir? - Evet.

- Hiç yalan söylemez mi? - Asla,

*** Buna rağmen çokları iman edemedi. Ama Ebu Süfyan, Mekke''nin fethi günü iman etmiş, sahabi olmakla şereflenmiştir. "radıyallahü anh"