Cafer-i Huldî, Bağdat''ta yetişen velîlerdendir. Talebesinden biri geldi bir gün bu zata. Ancak neşesizdi. Mübarek anlayıp sordu hemen. - Neşesizsin bugün. - Evet hocam. - Hayrola, neyin var? - Dünya sıkıntısı hocam. Biri bitip öteki başlıyor. Sevgiyle baktı gence. - Evladım dert etme onları. Allahü teala bize öyle bir nimet verdi ki, dünyanın bütün sıkıntıları bize gelse, yine de hiç kalır bu nimet yanında.
- Nasıl yani hocam? - Hani insanın alnına bir sinek konar ya, elini kaldırsan uçup gider.
Merakla ona baktı
- Evet hocam, - İşte bütün dünyanın sıkıntıları, o sinek gibidir aynen. Kavuştuğumuz "İman nimeti" yanında bu böyledir.
???
Bir gün de birkaç sevdiğiyle sohbet ediyordu. Onlara buyurdu ki: - Vermeye alıştırın kendinizi, almaya değil.
Biri sordu: - Verecek bir şeyimiz yoksa hocam? - O zaman tebessüm edin hiç olmazsa. Bu yolla ferahlatın din kardeşinizi. Bu da bir sadakadır.
Allah beni seviyor mu?
Bir gün de, bir genç geldi bu zata - Hocam, çok merak ediyorum.
- Neyi merak ediyorsun oğlum? - Allah beni seviyor mu acaba? Sordu ona: - Sen Allahı seviyor musun peki? - Vallahi çok seviyorum hocam
- Öyleyse O da seni seviyor. Çünkü Allah seni sevmese, sen Onu sevemezsin. Adam sevinmişti. - Öyle mi hocam? - Tabii evladım. Sevgi yukardan gelir çünkü. Baba evladını sevmezse, evlat onu sevemez. İşveren, çalışanını sevmezse, onlar onu sevemezler. Bu, hep böyledir...

