Kaydet
a- | +A

Dündar bin Hüseyin Şirazî, Şîraz''da yetişen velîlerden. Bir gün bir sevdiği geldi yanına. - Hocam maddî sıkıntı içindeyim. Ne yapayım? Buyurdu ki:

- Sebebine yapış. Ama Allahü tealadan iste. Çünkü O, herkesten ümidini kesip, yalnız kendisine yalvaranların imdadına yetişir.

Ve sordu adama:

- Sana Ebüdderda hazretlerinin hikâyesini anlatayım mı?

- Buyurun hocam.

- Eshab-ı kiramdan Ebüdderda hazretlerinin babası Uhud harbinde şehit olunca, anne-oğul maddî sıkıntıya düşmüşlerdi. Öyle ki, açlıktan taş bağlıyorlardı karınlarına. Günler zor geçiyordu onlar için.

Takatleri tükenmişti...

Ve bir gün, Annesi seslendi oğluna: - Ebüdderdaa!

- Buyur anneciğim.

- Oğlum, hemen Resulullaha git.

- Niye anne?

- Bu halimizi arzet. O, herkese birşeyler veriyor. Bize de verir. Ebüdderda çocuktu henüz.

- Peki anneciğim, deyip çıktı evden. Koştu mescide. Efendimiz Eshabıyla sohbet ediyordu. Ebüdderda içeri girer girmez buyurdular ki:

- Müslüman, bir sıkıntıya düştüğünde, bunu yalnız Rabbine arzeder, başkasından bir şey istemezse, Allahü teala ona kâfidir.

Vazgeçti söylemekten!

Ebüdderda bunu duyunca vazgeçti söylemekten. Eve dönünce sordu annesi: - Arzettin mi?

- Hayır anne.

- Neden yavrum?

- Lüzum kalmadı.

- Anlamadım. Ne diyorsun? Ebüdderda, Resulullahtan işittiğini nakletti annesine.

- İşte bunun için söyleyemedim anne.

Kadıncağız memnun olmuştu. - Aferin oğlum. İyi yapmışsın. Biz de sabrederiz. Ve sabrettiler. Sonra mı? Ebüdderda, o yerin en zengini oldu.