İzmir''den RUMUZ X isimli okuyucumuzun sorusu şöyle: "Annem yaşlı bir kadındı. Yanıma aldım. Baktım. Annem de, "kızım, sahibi olduğum arsanın 1/2''sini sana tapuda vereyim. Sen beni dünyada mutlu ettin, sen de bu imkana sahip olasın" dedi. Tapu Müdürlüğünde ölünceye kadar bakım akdi karşılığında tapunun1/2 hissesini üzerime geçirdim. Aradan yıllar geçti. Ben anneme çok iyi derecede baktım. Annemin rızasını aldım. Annem vefat edeli 16 ay oldu. Şimdi kardeşlerim, bu tapunun iptali için dava açacağız diyorlar. Bu mümkün mü? Nasıl olur?" Cevap: Kıymetli okuyucumuzu öncelikle tebrik ediyoruz. Çünkü, annesine senelerce hiçbir karşılık gözetmeden bakmış ve annesinin rızasına kavuşmuş. Bu davranışı hem kanunlara uygun ve hem de toplum yapımızın bir gereğidir. Ölünceye kadar bakım akdinin iptali için, sizin annenizi aldatmanız gerekirdi. Yani, "anneciğim sana bakacağım, bu arsanın yarısını bana ver" demeniz gerekirdi. Halbuki, mektubunuzda belirttiğinize göre siz annenize ölünceye kadar çok iyi bakmışsınız. Bunun için açılacak bu davanın reddedilmesi ve sizin davayı kazanmanız normal durum. Tabii tarafların iddia ve cevaplarını ispatlaması gerekir. Bunun için dinlenecek şahit beyanları, doktor raporları, gayrimenkulün değeri çok önemlidir.
Siz, annenizden aldığınız hisse dışında, geri kalan hisseye de paydaş olursunuz. Ondan da pay alırsınız. Böylece çoğunluk sizin olmuş olur. Ancak, buranın tamamına sahip olabilmek için, imar durumuna göre aynen taksim mümkün değil ise, satılarak paraya çevrilmesi ve ihalede de kalan payı sizin satın almanız gerekecektir.
Fiilî taksim ve şufa davası Ali Yalçın isimli okuyucumuzun sorusu şöyle:
"Babamız vefat eyledi. Biz beş kardeş kaldık. Babamızdan kalan tarlayı kendi aramızda bölüştürdük. Bu şekilde kullanırken kardeşlerimden biri hissesini sattı. Sonra diğeri de sattı. Önceki satın alan sonra satın alan aleyhine şufa davası açtı. Biz de satsak şufa davası açabilir mi? Burada hangi bedel esas alınır?" Kıymetli okuyucumuz, hisseli satışlarda, diğer hissedarların şufa davası açma hakları vardır. Ancak, bu davayı her zaman kazanma imkanları yoktur. Buna içtihatlar ve kanunlar ile bazı istisnalar getirilmiştir. Bunlardan birisi de fiili taksimdir. Yargıtay içtihatlarında açık olarak " davalı yer, fiilen taksim edilmiş ve öteden beri ayrı ayrı kullanılan yerlerde ise, bu halde şufası geçerli olmaz. Açılan davanın reddi gerekir" demektedir.
Şufa davalarında prensip itibariyle, tapuda gösterilen bedel+masraflar esaslar alınır. Ancak, bu bedel düşük gösterilmiş ise artırılması için dava açılamaz. Ancak yüksek gösterilmiş ise muvazaa iddiası ispat edilmek kaydı ile indirilmesi için dava açılabilir.

