Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
"Kendi düşen ağlamaz": İnternete numara bırakırken...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Hani o meşhur söz vardır ya: "Elin ağzı torba değil ki büzesin..." Günümüzde de elin telefonu durmuyor ki susturasın! Hepimizin başına gelmiştir; tam çayımızı yudumlarken veya en tatlı uykumuzun ortasında cart diye bir telefon çalar. Arayan, adını bile duymadığımız bir sigorta şirketi! Yahu, "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" misali, numaramızı kimselere vermeye gelmiyor.

İşte tam da böyle bir telefon araması, KVKK, yerel mahkeme, istinaf derken ta Anayasa Mahkemesine kadar taşındı.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı dün Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu tarihî karar hukuk dünyasında bomba etkisi oluşturdu oluşturmasına ama madalyonun bir de bize bakan yüzü var! Hani derler ya, "Kılavuzun kargaysa burnun pislikten kurtulmaz" diye... İşte bu karardan sonra, dijital dünyada kendi kendimizin kılavuzu olmak zorundayız. Çünkü Yüksek Mahkeme aslında hepimize çok net bir mesaj verdi.

Peki, sokaktaki sade vatandaş olarak bu karardan ne anlamalıyız ve başımızın ağrımaması için nelere dikkat etmeliyiz? Gelin bu emsal kararın seyrine birlikte bakalım…

PERDE 1: "HİZMET BURADA" AMA BİZİM RIZA NEREDE? 🤷‍♂️

Olayımızın kahramanı bir vatandaş, internetteki ilan sitesine ("www….com") iş yapmak amacıyla telefon numarasını koyuyor. Vay sen misin o numarayı oraya yazan! (…..) Sigorta şirketi bu numarayı cımbızla çekip alıyor ve vatandaşı çat diye arıyor.

Vatandaş küplere biniyor tabii: "Ben bu numarayı millet bana iş versin diye koydum, sigorta satın alayım diye değil!" diyerek soluğu Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nda (KVKK) alıyor.

Kurum hemen devreye girip şirkete "Hop dedik! Dağdan gelip bağdakini kovamazsın. Adam numarasını iş için yazmış, sen reklam yapıyorsun" diyerek tam 100.000 TL acımasız bir ceza kesiyor!

PERDE 2: MAHKEMELER SAVAŞI BAŞLIYOR!

Şirket bu cezayı duyunca, "Görünen köy kılavuz istemez, numara internette herkesin gözü önündeydi, yani alenileşmişti!" diyerek yerel mahkemeye koşuyor.

  • Yerel Mahkemenin Oyunu: Hâkim bakıyor ve diyor ki: "KVKK haklı ama ceza çok kesilmiş. Ben bu cezayı 'ince eleyip sık dokuyarak' tabana çekiyorum." Ceza bir anda kuşa dönüyor ve 17.828 TL’ye iniyor!
  • İtiraz Masası: Şirket "Çok", Kişisel Verileri Korumu Kurum ise "Az" diyerek üst mahkemeye itiraz ediyor ama üst mahkeme ikisine de cezayı aynen bu şekilde onaylayıp bitiriyor.

SON PERDE: ANAYASA MAHKEMESİ "DUR!" DEDİ

Şirket pes etmiyor, "Keskin sirke küpüne zarar" diyerek işi en tepeye, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıyor. Ve işte o tarihî karar çıkıyor!

AYM, buradaki devlet kurumlarına âdeta hukuk dersi veriyor: "Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var” dedik ama kanunun hatırı daha büyüktür! “Kanunda 'internete yazılan numara amaca aykırı aranamaz' diye bir ceza maddesi yazmıyor. Siz kendi kafanızdan kılavuzlara bakarak ceza uyduramazsınız. Kanunsuz ceza olmaz!" diyerek cezayı oy birliğiyle tamamen iptal ediyor.

HASILIKELAM: KULAĞIMIZA KÜPE OLACAK MESAJ

"Söz gümüşse sükût altındır" derler ya, biz onu dijital dünyaya uyarlayalım: Verini gizlemek altındır! Bundan sonra internette bir form doldururken, ilan verirken veya sosyal medyada numara paylaşırken iki kere düşünün.

Unutmayın, dijital dünyada "Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer." Kendi verinizin gardiyanı kendiniz olun ki, davalarla mahkemelerle uğraşmak zorunda kalmayın!

Karardan çıkan diğer mesaj ise; Atalarımız boşuna dememiş: "Şeriatın (hukukun) kestiği parmak acımaz." Ama o parmağın kesilmesi için önceden kanunda açık açık yazması gerekir! Bu karar gösteriyor ki, dijital dünyada haklarımızı korumak ne kadar önemliyse, devletin de vatandaşa veya şirkete ceza keserken "kafasına göre değil, kanuna göre" hareket etmesi o kadar önemlidir. Yani kısacası; kanunda yazmıyorsa, ceza da yok demektir!

İsa Karakaş'ın önceki yazıları...