Kaydet
a- | +A

Büyük can ve mal kaybına sebep olarak bizi derin acılara garkeden Marmara Depremi''nin üzerinden neredeyse 4 ay geçti. Soğukların gelmesiyle, bu süre zarfında fazla birşey yapmadığımız ortaya çıktı. Dondurucu soğuğa rağmen bu insanlar derme çatma çadırlarda ömür tüketiyor. Çadır veremediklerimiz de cabası.

Küçücük çocukların, yaşlıların, hastaların o soğuklardaki halini hiç tahayyül edebiliyor muyuz? Peki biz millet olarak, devlet olarak bu kadar mı aciziz? Yanlışlık nerede? Bana göre baştan beri büyük yanlışlıklar yapıldı. Sivil toplum örgütlerini bölgeden uzaklaştırıp, herşeyi başarısızlığı ispatlanmış olan Kızılay''a bırakmak en büyük hataydı. Bu davranış birçok kişi ve kuruluşun yardım şevkini kırdı. Olan depremzedelere oldu. Herşeyi devletin yapması kompleksi büyük ıstıraplara sebep olduğu gibi netice de alınamadı. Yetkililerin bu denli devlet taassubu gördüğümüz trajediyi doğurmuştur. Eğer depremzedelere belli bir miktar para dağıtılsaydı şimdi bunların çoğu evini yapmış, üretime bile geçmiş olurdu. Devletin yapması gereken tek şey, bu işleri planlayıp, tanzim etmek ve yapılan yardımları makul bir seviyeye getirerek bu mağdurlara dağıtmaktı. Hiç kimse 4 aylık bir süre zarfında çocuklarını, ailesini soğukta bırakmazdı. Evini de yapardı, tedbirini de alırdı. Devlet eliyle yapılan prefabrike konutların da maksada uygun olmadığı televizyon ekranlarında görülüyor. Gittikçe artan bir trajediye devlet alet edilmemeliydi. Devleti çok sevdiklerini iddia eden yetkililerin bu halka, bu millete, bu devlete yapabilecekleri en büyük iyilik, çağdaş devletler gibi yapmak, devleti ilgisiz işlerden çekmek ve vatandaşına güvenip birçok işi ona devretmek olmalıdır. Planlama yapsınlar, yer göstersinler, bir de konut bedelini versinler... Vatandaşın bu işi kendilerinden çok daha iyi yaptığını görecekler. Sadece çağdaş uygarlık düzeyinin gereğini yapsınlar... Bu iyiliği milletten esirgemesinler...

Mustafa Karaman-İSTANBUL

Ben de üniversitede okumak istiyorum

Ben Kırıkkale Anadolu İletişim Meslek Lisesi 1998 yılı mezunuyum. Bildiğim kadarıyla bu okuldan Türkiye''de 7 tane var. Bundan mıdır, bilmem bizim alanımız belli değil. Diplomada ne sözel, ne sayısal, ne de TM olarak geçiyor. Bölümümüz ise İletişim fakat bunun 4 yıllığına ek puan verilmiyor. Benim aldığım ham puan 147.433. Yerleştirme yapılırken bana verilen puan ise 159.077. Normal lise mezunu olan bir kişi bu ham puanı alsa Hukuk''u rahatlıkla kazanır. Ek kontenjanda çok düşük sınıf öğretmenlikleri yazmama rağmen kazanamadım. Kısacası ÖSYM, meslek lisesi mezunlarının üniversitede okumasını istemiyor, hatta mezun oldukları bölümde bile... Buradan ÖSYM''ye sesleniyorum: Eğitimin çok kutsal olduğuna inanıyorum. O puanı alana kadar çok ama çok çalıştım. Ben üniversitede okumak istiyorum ve buna da saygı duyulmasını istiyorum.

H. Gündüz-KIRIKKALE

Polisin sağlık sorunları

Bizler İstanbul Emniyet Müdürlüğü''nün çeşitli birimlerinde görev yapmakta olan emniyet mensupları olarak 2 bine ramak kala bizlere yapılan bir haksızlığı sizlerle paylaşmayı ve sesimizin sizin aracılığınızla yetkililere duyurulması ihtiyacını hissetmiş bulunmaktayız. 15/11/1999 tarihinden önce her devlet memuru gibi yasal prosedürü tamamlamak suretiyle, Vatan Caddesi''ndeki Polis Polikliniği Baş Hekimliği''nden sevk alarak kendimizin ve bakmakla mükellef olduğumuz aile fertlerimizin sağlık sorunlarını bize en yakın olan sağlık kuruluşunda gidermeye çalışmakta idik. Ancak bu tarihten itibaren Bakanlıktan gelen genelgeye istinaden biz ve aile fertlerimiz, İstanbul''un neresinde olduğuna bakılmaksızın Üsküdar İlçesi Bağlarbaşı mevkiinde bulunan Polis Hastanesi''ne gitmemiz gerektiği, başka sağlık kurumlarına sevkin mümkün olmadığı belirtilmektedir. Ayrıca Vatan Caddesi''nde bulunan Vatan Polis Polikliniği''nde yaklaşık bir yıldan fazladır çeşitli bölümlerde doktor bulunmamaktadır. Özellikle çocuk, kadın doğum, cildiye vb. dokturları bulunmadığından en yakın ilgili sağlık kuruluşuna sevk yaptırmak suretiyle tedavilerini yaptırabiliyorduk. Şimdi bizler 5 aylık bir çocuğumuzu muayene ettirebilmek için Avcılar veya Büyükçekmece ilçesinden kalkıp Üsküdar Polis Hastanesi''ne gitmek zorundayız. Bu da şu demek oluyor, eşimiz bu kadar uzun bir yola, bir çocukla yalnız gidemeyeceğinden, geceli gündüzlü çalışan bizler de beraberinde gitmek zorunda kalacağız. İstanbul''un trafik sorunu ve çalışma şartlarımız da göz önüne alınırsa karşı karşıya kaldığımız mağduriyetin ne ölçüde olduğu meydandadır. Yetkililerin ve özellikle teşkilatımızdan biri olan sayın Bakanımızın mağduriyetimizi gidermesini bekliyoruz.

Mağdur Emniyet Mensupları ve aileleri