Kaydet
a- | +A

Hayatımda ilk defa bir gazeteye içinde bulunduğum bu durumu yazıyorum. Belki de düşüncelerimin gerekli yerlere ulaşacağını ümit ederek... Benim üç kişilik bir ailem var. 2.5 yaşında bir oğlum, eşim ve ben. Şu anda Körfez Prefabrike Konutları''nda 30 metrekarelik bir alanda yaşıyoruz. Tüm hayatı 45 saniye içinde değişen milyonlarca insandan biriyim. Kendi evim yoktu. 30 milyon kira, 100 DM yakıt parası ödediğim evimde, eşimle birlikte çalışarak hayatımızı iyi-kötü geçiriyorduk. Elimize ayda 250 milyon geçiyordu. Ev sahibim kirayı 60 milyona çıkardı. Yakıt ise 150 DM oldu. (Oysa kira yasası çıkmıştı.)

Gerçek amacı bizi evden çıkarmaktı, eve kendisi oturacaktı. Biz de devletin onarım için verdiği 600 milyonu almadık ve prefabrike konutlara yerleştik. Evden çıkıp başka bir eve taşınsak 150-200 milyona ev bulamazdık. İnsanlar yaşanan hiçbir olaydan ders almadılar. Bu olayları kendi çıkarları için kullanarak ev kiralarını korkunç rakamlara çıkardılar. Prefabrike konutlar da ayrı bir dert. Yol sorunu, iç sorunlar derken insan huzur içerisinde yaşayamıyor. Saat 18.00''den sonra araba yok. Dağ başı, saat 19.30''da işten çıkıyorum. Eve gitmem bir saatimi alıyor. Bunun yarım saati ıssız yerlerde yürümeyle geçiyor. Kesip atsalar kimse sizi bulamaz... Prefabrike yönetimleri ise ayrı bir dert.Toplama bir sürü cahil konmuş, insanlara hakaret edip duruyorlar. Yardımlar bile hak sahiplerine ulaşmıyor. Her birim alışmış herşeyi kendine ve çevresine yontmaya. Erzak yardımı alıyoruz. Her ay nohut, 10 paket makarna, kurufasülye, mercimek... Bir ailede 5 kg. nohutun bir ayda tüketilebilmesi için 10 kişinin olması ve her gün nohut yemesi lazım. Bir iyilik yapılıyor fakat düşünülmeden. Bir koli yap, birer kilodan şeker, çay, sıvı yağ, pirinç, vs. olsun, insanların işine yarasın. Saatlerce kuyrukta beklemesini, hakaret dolu sözleri duymasını biraz olsun unuttursun. Birileri yukarılara çıkınca sanki farklı bir kimliğe bürünüyor... Deprem üzerinden 8 ay geçti. Hâlâ ortada ne konut var, ne de proje. Tabii ki onlar sıcacık evlerinde rahatça hayatlarını sürdürüyorlar. Herşeyleri tıkırında. 8 ayda gelen bunca yardımla bu sayıda kalıcı konut değil, yeni bir Marmara yapılırdı. Ama onlar gereksiz bunca prefabrike yapıp milyonlarca doları bazılarına aktardılar. Benim oğlum 2.5 yaşında ve odasının hayalini kuruyor. Ve gözlerimin içine bakıp benden tasdik bekliyor. Ben ise hüzünle ona, kendimin bile inanmadığı "evet oğlum" demekle yetiniyorum. Çünkü biliyorum ki kalıcı konut furyası başladığı anda, yukarıda oturan efendiler ve onların yakınları kaymağı yemiş olacak, biz ve bizim gibiler onlara bakacak... İsmi mahfuz, dertli bir depremzede - İZMİT