Son asırda milletçe büyük acılar çektik. Can, mal, toprak kaybımız büyük oldu. Asrın başında olduğu gibi sonunda da acılarımız zirveye çıktı. Yüreğimiz yandı.
"Gecenin en karanlık anı, seherin en yakın olduğu andır" derler. Bizim için de böyle olmasını arzu ederiz. Ama durup düşünmemiz gerekir. Dünyanın bugünkü halini, kendi vaziyetimizi, değer yargılarımızı... Artık çekişme, insanlarımızı dışlama, kamplara bölme lüksümüz yok. Herkesi olduğu gibi kucaklama, kabullenme zamanıdır. Hiç kimsenin bizden daha az vatansever olduğunu iddia edemeyiz. Herkes en az bizim kadar vatanını seviyor. Kimseyi damgalayamayız, suçlayamayız. Herkesin en az bizim kadar hakkı var. Kimse bizim gibi düşünmek zorunda değil. Asgari müştereklerde birleşip, gereken reformları yapma, medeni dünyayı yakalama, ilerleme zamanıdır. Devletin görevi biz vatandaşların mutluluk ve güven içinde yaşamasını sağlamaktır, yani bize hizmetle mükellef bir üst yapıdır. Biz de bunun karşılığında mükellefiyetlerimizi yerine getirmek zorundayız. Bunun normları medeni dünyaca belirlenmiş, sınırlar çizilmiştir. Bizlerin de en az onlar kadar özgürlüklere ve refaha hakkı vardır. İnsanımızı bunlara layık görmeyenler, hazır saymayanlar bu milletten utanmalıdır. Kendi kendimize yapacağımız birçok şeyi yıllarca geciktirdik. Ama önümüzde bazı pencereler açıldı. Bunlar tesadüf olamaz. Türkiye''nin Avrupa Birliğine adaylığıyla başlayan güzel gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Bu milletin daha fazla sefalet ve çile çekmemesi için herkes üzerine düşeni yapmalı, gereken reformlara hemen gidilmelidir. Son felaketlerle yufkalaşan yüreğimiz mübarek Ramazanla iyice paklandı. Bu bayramda da gereğini yapalım, gerçek bir bayram olsun hepimiz için. Yılların pasını atmak için bundan büyük fırsat olamaz. Zaten bunların peş peşe gelmesi de nice hikmetlerle doludur. Bu fırsat kaçmamalı. Ekonomik ve siyasi krizler bitmeli. Tekerin önündeki taşlar süratle temizlenmeli. Refah seviyesi yükselmiş, medeni milletler arasındaki yerini almış, halkı mutlu güçlü Türkiye... Biraz gayret, bu fırsat kaçmamalı... Bu gayret ve azimle nice bayramlara...
"Kiralık eczacı diploması"na dikkat Bazı eczanelerde eczane kalfaları "kiralık eczacı diploması" ile faaliyet göstermekte. Bu olumsuz konuyu daha önceki tarihlerde ilgili makamlara (İstanbul Valiliği) yazılı olarak bildirmeme rağmen, bir adım öteye gidemedim. Eczanelerde, duvarda eczacıların büyük boy fotoğrafları asılı bulunur. Çünkü yasa böyle emreder. Bunun gayesi de vatandaşın bu fotoğrafa bakıp eczacıyı tanıması ve ehil olmayan kişilerden ilaç almamasıdır. Kimi zamanlarda bazı eczanelerde siyah-beyaz ve solmuş fotoğraflar görürüm ve düşünürüm; acaba bu eczacılar hâlâ yaşıyorlar mıdır! Bülent Ağırgün-İSTANBUL
Dostluk Hayatın yoğun temposu insani yönlerimizin bir kısmını unutturdu. Eş-dost, akrabalar ihmal edildi. Herkes kabına çekilerek, acımasız çarklar arasında,stres ve bunalımlarla baş başa kaldı. Hayatın maksadı bu olamaz. Başka duygular, insani yönler olmalı. Bazı ilerlemeler mutsuzluk değil, mutluluk getirmeli... Yarın bayram. Bu, birçok güzel şeye vesile olabilir. Yıllardır aramadığımız, ihmal ettiğimiz eş-dost, akrabalarımızı aramak için bundan daha büyük bir fırsat olabilir mi... Diyelim ki kart atmadık. Bir alo demek de mi zor. Ellerin tuşlara basması çok kolay. Haydi deneyin. Yıllardır duymadığınız bir dost sesi için değmez mi? Eski arkadaşınıza, kırgın olduklarınıza, yakınlarınıza bir sürpriz... Bir dost sesinin nelere kadir olduğunu bilir misiniz? Birçok bunalımın, stresin en güzel ilacı. Hem sizin için, hem de karşı taraf için... Bu bayram gülücükler saçın, hal hatır sorun, moral verin, pozitif enerji yayın... Bundan bir kaybınız olmaz, aksine çok kazanacaksınız, inanın... Unutulmuş dostlukları tekrar inşa edelim, insan olduğumuzu hatırlayalım. Bu mübarek bayram bu güzelliklere vesile olsun. Zaten maksat da o değil mi?.. Şeyda Yıldırım-ESKİŞEHİR

