Geçen hafta Ankara''ya bir adam geldi.. (Hakir görmek için böyle denir ya..) Avrupa Birliği Komisyonu''nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugen imiş. Bizim vatansever medyanın bahsettiğine göre iki taraf (Türk ve AB tarafı) önceden üzerinde çalışılacak taslakların medyaya sızdırılmaması konusunda mutabık kalmışlar.. Ama ne hikmetse sızan yine sızmış. Bu sızıntılara göre Katılım Ortaklığı Belgesi''nde ;
KKTC yok sayılıyormuş. Kürtçe televizyona izin verilmesi isteniyormuş. Kürtçe eğitimin serbest bırakılması isteniyormuş. Kültürel haklar gibi laflar ediliyormuş. Bizde kül yutacak göz var mı? Hemen sermişiz adamın önüne Lozan Andlaşmasını; -Bak, demişiz; burada Kürtler azınlıktan sayılmıyor. Onlar her ne kadar kendilerini Kürt zannediyorsa da Kürt kökenli özbeöz Türk kardeşlerimizdir. Azınlık olsalar problem yok. Zaten Lozan''a göre azınlıkların kendi dillerinde eğitim yapma hakkı var. Adam hiç tepki vermemiş, "Hele siz üzerinde çalışın tekrar görüşürüz" deyip gitmiş. .... Siz olsanız ne yaparsınız? Alın AB''nizi başınıza çalın! dersiniz de mi.. Ben bizi bilmez miyim.. Biz öyle baskıya, şantaja, sıkıştırmaya boyun eğecek bir millet miyiz.. Önce bi güzellikle anlatırız. Deriz ki biz de Kürt yok. Biz herkesle kardeşiz. Bizde Kürt kökenli cumhurbaşkanı bile vardı, başbakan bile vardı, yüksek bürokrat bile vardı. Bakarız anlayacakları yok, çekeriz resti. Anamızdan AB ile beraber doğmadık ya. Türkün Türkten başka dostu olmadığı için biz de TB (Türk Birliği)ni kurarız. Açılırız Ortaasya''ya.. Onlar da kafamızı bozarlarsa Ortadoğu var.. O da olmazsa Balkanlar.. Orada da pürüz çıkarsa Okyanusları aşar, ABD ile birlik kurarız. Bir de araştırma komisyonu kurarız...

