Geçen gün Sovyetler Birliği dönemininden bugünkü rejime geçişi anlatan bir belgesel seyrettim. Yaşlı bir adam şöyle diyordu: Biz o zamanlar çalışıyormuş gibi yapıyorduk. Devlet de bize maaş veriyormuş gibi yapıyordu. Geçinip gidiyorduk. Adam sanki bizi anlatıyordu. Mış gibi, muş gibi yapmak da başlı başına bir iş. Yargılıyormuş gibi. Kılı kırk yarıyormuş gibi Vakti yokmuş gibi.. Demokrasiyi dert ediyormuş gibi.. Endişeleri varmış gibi.. Hukukun gereği buymuş gibi.. Seviyormuş gibi.. Hasret kalmış gibi.. Biliyormuş gibi.. Üzülmüş gibi.. Çok önem veriyormuş gibi.. Derdi buymuş gibi.. Söz sahibiymiş gibi.. Eşit şartlara sahipmiş gibi.. Millet karar vermiş gibi.. Müzakere ederek sonuca varmışlar gibi.. ... Onlarda bitmiş. Belki bizde de yakında mışlı muşlu işler azalır. Herkes işine bakar.
> 11. CUMHURBAŞKANI Cumhurbaşkanlığı seçimleri çok ilgilendiğim bir konu değildi. Ama adayın açıklanması geçiktirilince herkes spor toto kuponu doldurur gibi tahminler yapmaya başladı. İşi ikiye ayırıyorlardı. Genel başkan aday olur mu olmaz mı, olmazsa kim aday gösterilir vs. Çoğunluk neyse de yıllarca Ankara''yı, siyaseti yakından takip edenlerin tahminleri beni şaşırtıyordu. İç dinamikleri, dış dinamikleri vs hesaba katıyorlardı ama AK Parti''deki idari yapıyı, eskinin AP''si, ile ANAP''ı karıştırıyorlardı. Oysa bu partide Arınç''a rağmen, Gül''e rağmen, bir karar alınamızdı. Denklemin bilinenleri olarak bunları yazınca isim otomatik olarak Abdullah Gül çıkıyordu. Atıfetten ( bu kelime için sözlüğe bakabilirsiniz), feragattan, incelikten, jestten anlamam.. Yani siyasette bunların yerini hesap edemem. Ama denklem çözmekten biraz anlarım. Geçen hafta, Abdullah Gül aday gösterilecek hesabım bu kadar basitti. Hayırlı olsun.

