Kaydet
a- | +A

Burada kaç gün kaldı, yine okul çocuklarını Cumhurbaşkanının, Başbakanın, bakanların, valilerin koltuğuna oturturlar. Çocuk beş dakikalığına makam sahibi olur. O arada hem bir maiyetini arayıp talimat verir, hem de neler yapacağını anlatır. Bu işi kaç senedir yapıyoruz: En az 30-40 yılını biliyorum.

Ve bir teklifte bulunuyorum: 30-40 yıl boyunca beş dakikalığına bu koltuklara oturan çocuklar ne söylemiş, ne istemiş.. Derlenip alt alta yazılsa nereden gelip nereye gittiğimiz veya nerede çakılıp kaldığımız anlaşılır. Çocuğu Çalışma Bakanı''nın koltuğuna oturtursanız; ilk vereceği emri ben size söyleyeyim: Müsteşarını veya SSK Genel Müdürü''nü arar, emekli maaşlarını arttırın, buyurur. - İyi de evladım para nerede? Ana baba onu da öğretmiştir. Hortumculardan alın, emeklilere verin. Milli Eğitim Bakanı''nın koltuğuna oturan, yeni okullar yapın, sınıflardaki öğrenci sayısını azaltın, kitapları bedava yapın vs, der. Bu, çocuk saflığı değil, bizim yetişme tarzımız. Emretseler olur, isteseler verirler, şansımız olsa çıkar, iyi adam olsa yapar, çalmasalar artar.. Bizim çocuklardan birini 23 Nisan''da ABD Başkanı''nın koltuğuna oturtsanız, hemen Kuveyt''teki komuta merkezine telefon eder: Savaşı durdurun. Irak''tan çıkın. Böyle merhametli, böyle cömertizdir yani.

Siz milyonlarca insanı 50 sene, 70 sene masallarla avutur, uyutur, büyütürseniz sonu budur. Masallarda iyiler ve kötüler vardır. Kötüler de hep yenilir, iyiler muradına erer, biz de kerevetine çıkarız. Bu güzel çocuklar büyüyünce tamirci olur, emlakçı olur, inşaatçı olur, tesisatçı olur, esnaf olur, galerici olur, polis olur, memur olur, kafası öbür taraftan çalışmaya başlar. Bari bu sene bilgisayar oyunlarıyla büyüyen bir çocuk oturtun.. Kazanmanın, kaybetmenin, zarar etmenin, kâr etmenin, riskin, maliyetin ne olduğunu bilen bir çocuk.. Bakarsınız ilk emri buraları hemen kapatın, olur.

DİMDİK

Irak yıkıldı, Bağdat yıkıldı, El Sahaf dimdik ayakta. Biz bu dimdikliğe yabancı değiliz. Bizde de böyle dimdikler var. Bizimkiler ayakta kalmakla kalmıyor, gürlüyor üstelik. Neyse.. Şunu soracaktım: Böyle bir insanı nasıl vasıflandırmak lazım. Cesaretse cesaret, müdafaa ise müdafaa.. Ülkesini savunuyor, kahramanlık gösteriyor, yenilmiyor veya yenildiğini belli etmiyor. Bizim hikayelere kahraman olmaya namzet biri. Ama uzaktan bakınca, şaka yapıyor, dinleyenleri eğlendiriyor hissi veriyor. Hadi teslim olalım dese, ihanet.. Direnelim dese hem facia hem komedi.. İçinden çıkılması zor bir durum yani.. Zor anlaşılır bir şey söylemek istiyorum: Kahramanlar hep karşı tarafa çalışır. Casus anlamında değil, zaaflarıyla, cesaretleriyle, korkusuzluklarıyla yaptıkları işler karşı tarafın işine yarar.

TOPRAĞINIZ BÜTÜN OLSUN

Irak''ın toprak bütünlüğünden yanaydık, o işi yüzümüzün akıyla hallettik. Şimdi kimin toprak bütünlüğünden yanayız? Diğer komşularımız tehdit altındaysa onlara da arka çıkalım. Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

ÖNE ÇIKANLAR