Kaydet
a- | +A

Tükürdüğünü yalamak diye bir tabir vardır.. Derler ya, "Ben tükürdüğümü yalamam".. Yahut, "Hadi tükürdün madem yala bakalım" gibi.. Siz ülke tabirini sevmezsiniz, devlet diyelim.. Devletler için böyle şey geçerli midir? İlkelerin, prensiplerin köşelerini çok keskin yaparsanız kıvraklığınızı kaybedersiniz.. Manevra alanı mı diyorlar ne? Sabah akşam, altını çizdiğiniz, üstüne basa basa gürlediğiniz prensipler bir gün size ayak bağı olur. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık, hikayesi.. Tamamen dışımızda gelişen şartlarla bir yere doğru gidiyoruz. Ben iyi yere gidiyoruz, diyeceğim ama o iyi yeri tarif ederken zorlanıyorum. Çünkü "iyi yer"in ilkeleri bugün arkasında durduğumuz, asla, zinhar, katiyyen, diyerek pekiştirdiğimizi zannettiğimiz çizgilerimizin üstüne basıyor. Ortalıkta bir yeni Osmanlılık lafları dolaşıyor. Örtülü özet gibi.. Biri çağırıp neymiş bu yeni Osmanlılık dese.. yuvarlamak kolay da.. detaya inince kem küm faslı başlıyor. Niye başlıyor? İyiye gidiyoruz, yakın gelecekte şöyle böyle gelişmeler bekliyoruz derken anlatacağınız şeyler bugün en önemli, olmazsa olmazımız, varlık sebebimiz dediğimiz şeylerle çelişiyor.

Bu kadar katı olmasaydık, çizgileri bu kadar kalın çizmeseydik geçişimiz daha kolay olur muydu? Bugün kötü dediğimiz şeylere yarın iyi derken, bugün reddettiğimiz şeyleri yarın makbul ilan ederken zorlanır mıyız? Yoksa iki neslin tarumar olduğu yılları görmezden mi geliriz? Bunu önümüzdeki yıllar gösterecek.. Nasıl olacağından çok emin değilim. Belki de büyük devlet olmanın, heyecanına, telaşına kapılır, bu işlerin muhasebesini sonraki nesillere bırakırız. ..... Aralıktı, tarihti, verildi, verilmedi, şartlı verildi faslını da atlatır, AB kapısını kapatırsak rotamız netleşecek.

Sözleşmeli Kamu yönetimi reformu olarak bildiğimiz yeni düzenleme kamu hizmeti görenlerin önemli bir kısmının sözleşmeli olmasını öngörüyor. Bu iş yapılabilir mi, yapılırsa kaç yılda tamamlanır.. gürültüsüz patırtısız nasıl olur bilmiyorum. Memurlar şimdiden feryat figana başladı. Kadrolu memuriyeti garantili iş, sözleşmeliyi diken üstünde iş gibi görüyorlar. Malum sözleşmelide işten atmak yok.. Sözleşme müddeti dolunca bir daha almamak var.. Yahut tekrar alırım ama, diyerek yeni şartlar sıralamak. Teorisi böyle de bizdeki sözleşmelilerin kadroludan pek bir farkı yok. Garantili işe, ki en cazibi devlet memuriyetidir, bu kadar meftun olmamızın sebebi ne? Yıllar önce TRT''de çalışanlara tek tek sordular.. Dediler ki, "Sözleşmeli olursanız 100 lira, kadrolu olursanız 70 lira alacaksınız.. Hemen herkes kadrolu olmayı tercih etmişti. Az olsun, garantili olsun.. Herkes bana garanti versin, ama benden garantili iş istemesin...

ÖNE ÇIKANLAR