Kaydet
a- | +A

Güzel bir senaryoydu. Bir bankanın sahibi durumundaki tanınmış iki ailenin reisleri, bankalarında çalışan, iyi eğitim görmüş, hızla yükselmiş genç adam üzerine 100 dolara iddiaya giriyorlar. Birinin iddiasına göre gencin bir meziyeti yok..Bütün marifet ailesinde..Ailenin ona sağladığı imkanlarda..İkincisine göre, gençte cevher var, hangi şartlarda olursa olsun zaten dişiyle, tırnağıyla bu noktaya gelirdi. İşe bankanın verdiği kredi kartlarını iptal ederek başlıyorlar. Statü sahibi genç adam bir yemekten sonra ödeme yaparken kartının iptal edildiğini öğrenince maceraya başlıyor. Sonra hesaplarında hiç para olmadığını görüyor. Sonra işine son verildiğini. Sonra borcuna karşılık evinin elden gittiğini.. Sonra arabasının elinden alındığını.. Arada uzun maceralar var, ama sonu şöyle bitiyordu. Bizdeki tabirle, kafayı yemiş, saçı sakalı birbirine karışmış bir adam..Ve ortağına, iddiayı ben kazandım, 100 dolarımı ver diyen patron. Aslında bu hep tartışılan bir konudur. Okul kitaplarında örnek olarak okutulan gözlemler de var. İkiz çocuklardan biri varlıklı bir ailenin yanına..Diğeri orta hâlli bir ailenin yanına verilip gelişmeler 30 yıl boyunca takip edilmiş, çevrenin ve çocuğun büyüdüğü ortamın yetişmesinde, karakterinin şekillenmesinde ne kadar pay sahibi olduğu üzerinde çalışmalar yapılmıştı. Bu hikâye bu konuyu tersinden ele aldığı için enteresandı. Düşe kalka bir yere gelenle, statüyü ve imkanları ailesinden tevarüs edenlerin büyük bir çöküşten sonraki hâlleri üzerine bir araştırma yok. Bir iki örneğe bakıp biraz da akıl yürütünce sanki yokluktan gelenlerin daha metin olacakları, yılmadan yeni bir hayata başlayabilecekleri gibi bir sonuç çıkıyor ortaya..Ama ben çok emin değilim.

İsmail Beşikçi''nin kitapları

İsmail Beşikçi''ye İsveç''ten bir koli kitap göndermişler. Almaya gitmiş, posta idaresi, "kitapları emniyet inceleyecek, sakıncasızsa size vereceğiz" demiş. Bir hafta sonra gittiğinde, "emniyet inceledi ikisini sakıncalı buldu" demiş. Diğerlerini alayım, deyince..Faturasını istemişler. Bunlar hediye kitap, faturasını nasıl ibraz edeyim deyince veremeyeceklerini söylemişler. O zaman geri gönderin, demiş. Koli açıldığı kitaplardan ikisi alındığı için geri gönderemeyeceklerini söylemişler. Sadece bu örnek bile bir ülkenin yüzyılın neresinde takılıp kaldığını, hukukunu, mantalitesini, ilkelerini ya da ilkesizliğini göstermeye yeter. Diğer konuları tartışmasına gerek yoktur.

ÖNE ÇIKANLAR