Bakanlar Kurulu toplanıp karar verdi: Devlet pazarlık etmez.
Uşak Cezaevi''nde iki kardeş isyan başlatıyor, müdürü, gardiyanları, görevlileri ve bazı mahkumları rehin alıyor, beş tanesini pencereden atıp öldürüyor..
Bakanlar Kurulu da karar veriyor:
Devlet pazarlık etmez.
Efendim beş ölüm var..
-Eeee, bilindiği gibi onları isyanı başlatanlar öldürdü.
Pazarlık etmeyen devletler kimsenin burnunu kanatmadan operasyon yapar.
Pazarlık etmeyen devletlerin hapishanelerinde isyan çıkmıyor.
Pazarlık etmeyen devletlerin hapishanelerinde yatan insanlar
kamu vicdanını kanatmıyor..
Tutuklu ve hükümlü yakınları
hapishane önünde sabahlamıyor.
Şu veya bu sebepten tutuklananların sayısı hükümlülerden fazla olmuyor.
Sabah akşam af beklenmiyor.
Hapishane ağaları olmuyor.
Biz pazarlık etmeyiz..
Sonuç?
Adamlar söz verdi, eylemi sabah sekizde bitirecekler.
Demek ki bu pazarlık sayılmıyor.
Hoşgörü ile pazarlığı karıştırmamak lazım.
Bu insanların ruh sağlığı bozuksa.. Birlikte kaldığı arkadaşlarına
zarar veriyorsa
niye zamanında tedbir almadın.?
Niye onları ayırmadın?
-Efendim
gerekli çalışmalar devam ediyor.
-Efendim
iyi de ben kendimi bildim bileli bu çalışmalar devam ediyor.. Siz biten çalışmalardan
haber verin.
İşiniz ne? Oturun gece gündüz, on gece on gündüz, bir ay gece gündüz buraları problem olmaktan çıkaracak çareleri arayın, bulun, uygulamaya sokun.
Sokamıyorsanız
özür dileyin, çekip gidin.
Herşeyi gariban Adalet Bakanından bekliyor değiliz.
Bu işlere patronluk eden görünmez adamlar da maharetlerini ortaya koysunlar.
Ama, mahkemeye mahkum tutuklu naklederken, benzin parası olmadığı için imece usulü yapılırken, "O bizim işimiz değil, Adalet
Bakanlığı''nın işi " demesinler.
....
Af olacak mı olmayacak mı?
Olacaksa
şu işi
iki gecede bitirin.. Olmayacaksa "Külliyen yalan, yok öyle birşey deyin"
Özür dileyerek
hatırlatmak isterim
artık hiçbir sözünüze inanılmıyor.. Sadece sonuca bakılıyor..
O da ortada, heybetli büyüklerim.

