Kaydet
a- | +A

Yayın tarihinin üzerinden seneler geçmiş.

Notları buldum ama kitabı bulamadım.

Amerikalı bir araştırmacı yıllarca çalışıp bazı sorulara cevap aramış.

Cevabını aradığı soru şu:

Bugünkü fakir milletlerin hepsi öteden beri az gelişmiş değildi.

Bir zamanların muhteşem imparatorluklarını, dev siyasi ve ekonomik teşkilatlarını kuran birçok millet, şimdi neden az gelişmişlik çemberi içinde kıvranıp duruyor?

Araştırmacı az gelişmiş ülkelerdeki fakirliği fazla nüfusa, doğal kaynak kıtlığına ve emperyalizme bağlayan görüşleri uluslararası mukayeselerle çürütüyor.

Ayrıca fakir ülkelerde sömürgeciliğin başladığı dönemin üretim teknikleri ile bugünkü durum karşılaştırıldığında emperyalizmin tek taraflı sömürüye değil dengesiz de olsa karşılıklı menfaate dayandığı anlaşılıyor, diyor.

Amerikalı, az gelişmişliği siyasi rejime bağlıyor.

"... Fakir ülkelerdeki ilkel siyasi rejimler, çoğunluğun ülke yönetimine katılmasını dolayısı ile istikrarın sağlanmasını engelliyor.

Eğitimin gelişmesini engelliyor.

Özgür düşünceyi sınırlıyor.."

...

Fakir ülkelerdeki az gelişmişliğin sebebi güçsüz siyasi rejimler (henüz ilkelerini tam vazedemeyen, her türlü tehdit karşısında dayanıksız, kolaylıkla askıya alınabilen rejimler kastediliyor) ise neden bu ülkelerdeki insanlar rejimlerini geliştirememişler?

Amerikalı bu soruya cevap vermiyor.

Geri kalmışlığın tek sebebi ilkel siyasi rejimler, deyip bırakıyor.

              * * *

ARADIĞIMIZ ŞEYİN ADI NE


Eskiden işler nasıl, diye sorulunca Allaha şükür, hamdolsun, Allah bugünlerimizi aratmasın, çok şükür geçinip gidiyoruz, denirdi.

Şimdi insanlar uyanık ya, her işlerini kendileri yapmaya çalışıyor, ince ince planlıyor, aklınca birçok şeyi garanti altına alıyor, yedekliyor, topluyor, çıkarıyor, bölüyor, çarpıyor ama denk getiremiyor.

Çok kimse huzursuz.

Tedirgin.

Hep bir şey bekliyor, ne beklediğini bilmiyor.

Zannediyor ki, toplama çıkarmanın sonucu istediği gibi olursa huzursuzluk bitecek, endişeler azalacak, mutlu olacak.

Olmuyor.

...

Bir sürü adam öfkeli, şaşkın, dalgın.. İşler iyi değil, diyor.

İyilik dediği şey, iyilik dediğimiz şey, paramız olsun, eksiğimiz kalmasın, istediğimiz gibi harcayalım, mümkünse bu işi fazla yorulmadan zahmete girmeden yapalım, mümkünse devamını garantiye alalım zannediliyor.

Herkesle eşitlenmeye de çok razı değiller.

Sihirli lambadan biri çıksa, dile benden ne dilersen herkese aynısından dağıtacağım, dese.. cevabı hazır değildir. Azıcık duraksar.. Herkese değil de sadece kendisine.. ve kendisinin münasip gördüklerine verilecek bir şey olup olmadığını merak eder.

Garip bir duygu: İnsanlar yukardakilerle eşitlenmeyi arzu ediyor ama aşağıdakilerin kendisi ile eşitlenmesine razı değil.

ÖNE ÇIKANLAR