Anayasa diyor ki, kanunun ... maddesi diyor ki ile söze başlanır ya..Bazen anayasanın ve kanunların aciz kaldığı haller vardır.
Demirel yasaklıydı, emanetçisi vardı. Herkes onun Demirel'in emanetçisi olduğunu bilirdi. Ama bunun ne kanunlarda ne de anayasada yeri vardı.
Erbakan yasaklıydı emanetçisi vardı. Onunki de kanunlarda yazmıyordu.
Öcalan yasaklı ve emanetçileri var. Milletvekillerini ve belediye başkanlarını ağırlıklı olarak o tayin eder. Var mı kanunda yeri?
Anayasa ve kanunlar diyor ki, milletvekili şu şu şartarda seçilir.
Uygulamada bunun da yeri yok. Tek başına aday olup seçilebilecek insan sayısı üç, bilemedin beş, az bulduysanız yedidir.
Milletvekillerini parti başkanları seçer. Listeye yazar. Sıralar. Seçmen partiye, o partinin başındaki adama oy verir. Alınan oy oranında listedekiler parlamentoya gelir. Var mı kanunda karşılığı? Yok.
Kanada'da örneği var mı, yok.
ABD'de? Yok.
Almanya'da? Yok.
Irak'ta? Aslında var.
Suriye'de? Yok.
...
Başbakan cumhurbaşkanı seçildi. Ne diyor mevzuat? Parti kongresi toplanır. Kendine güvenenler aday olur. Delegeler birini seçer. Seçilen genel başkan olur. Başbakan olur mu? Teamüllere göre olur. Partisi iktidarsa cumhurbaşkanının fiilen hükümeti kurma görevini bir başkasına verme imkanı yoktur.
Peki bizde nasıl olacak? Hiç kimsenin Erdoğan'ın onayını almadan onun işareti olmadan aday olup seçilme imkanı yoktur. Bunun kanunda, anayasada yeri var mı? Yok. Müeyyidesi var mı yok. Peki ne yapacağız..Kanunda yeri yok diye vıdı vıdı yapıp oturacak mıyız.
Bu memlekette işler böyle. Bu memleket bu işlere yabancı. 1000 yıllık alışkanlıklar kesilip atılınca yerine yenisi tepeden inme gelince zaman içinde her işi biraz kendimize benzetmişiz, biraz melez uygulamalar olmuş, çokça sahtekarlık yapılmış, düşe kalka, hile hurda buraya kadar gelmiş. Önümüzde iki yol var: Ya fiili uygulamaları yazılı olana benzeteceğiz. Ya da yazılı kuralları fiili duruma yaklaştıracağız.
Hangisine gücünüz yetiyorsa onu yapın.
Gücü yeten bir adam varsa aday olsun, oy alsın, ben böyle yapacağım desin.
Gücü yeten bir parti varsa ben milletvekli aday tespitini de halka bırakacağım, desin. Ön seçim de başka bir sahtekarlık. Tezgahı kuran geliyor veya seçiliyor.
Bütün partiler itiraz ettikleri veya ediyor göründükleri düzene dört elle sarılmış. Bahçeli genel başkanlıktan emekli olacak.
Baykal'ın başına o iş gelmeseydi o müdahale olmasaydı hâlâ başkandı.
Erbakan ölmeden bırakmadı. Türkeş öldü öyle bıraktı.
Özal yukarı çıktı bıraktı. Aşağıyı düzenleyemedi o ayrı.
Şimdi bir başka isim ben hem yukarı çıkacağım hem aşağıyı kontrol edeceğim, diyor. Buna cevap anayasa diyor ki olamaz.
Seçmen zaten yeni gelecek başbakanı tanımaz bilmez.
Samimiyet olsa söylenecek olan şudur: Geçelim başkanlık sistemine..Gelen iki dönem yapıp gitsin. İstediği ekip ve kadro ile çalışsın.
Yasama da yasamalığını yapsın. Seçimler hep aynı tarihte olsun. İki turlu olsun. kendine güvenen herkes aday olsun. Toplumun her kesimi temsil edilebilsin. Bu kimsenin işine gelmiyor. Neden? Bu işin ticaretini ziraatını yapan siyaset esnafı bir anda silinecek ve sıradanlaşacak. Geçim kapıları kapanacak. İmtiyazları kalmayacak.
Bırakın adam denesin şansını..Belki bir ilk olacak. Belki olamayacak. "Hayır" demek yerine alternatif bulun, esnaf abiler.
Birlik dirlik tavsiyesi de lüzumsuz. Kendine güvenen her türlü fitneyi fesadı çıkarma hakkına sahiptir. Varsa imkan buyurun.

