Kaydet
a- | +A

Dert etmekle dert ediyormuş gibi yapmak aynı şey değil. İkincisi sahtekârlığa girer.

Eğer gerçekten dert edenler varsa gerekçeleri ne olursa olsun, tutarlı ya da tutarsız o insanlara saygı duymak lazım.
Peki insanların bu işi dert edip etmediklerini nasıl anlayabiliriz?
Mesela bir baba, çocuğuna, "Ah güzel evladım andımız da kaldırıldı.. Bari sabah evden çıkarken söyle" demiş midir?
Bir anne çocuğunu yatırırken, "Hadi yavrucum andını söyle de öyle yat" der mi?
And içmek dua etmek gibi bir şey mi?
Böyle bir inancı olan varsa sabah, akşam, öğlen, günde üç öğün öksürük şurubu gibi içebilir. İsteyen içebilir.
Kim ne diyebilir?
Bir adım ilerisi de olabilir. Nasıl ki, özel okullara anadilinde eğitim imkânı verilecekse yine bazı özel okullara (bazı derken talebe göre) günde üç öğün andımızı söyletme imkânı verilebilir.
O okullar programını ilan eder. Velilere der ki, Bizim okulumuzda günde üç öğün and içilir (içirilir). Bizim okulumuzu tercih edin.. Tercih edenler gider içer.
Doğruyum çalışkanım demekle hangi derdimizi çözdük.
Keşke kaldırmadan önce pilot bölge uygulaması yapılsaydı.
Mesela bir ilde okulların yarısında and içilirdi öbür yarısında içilmezdi. Sonra hayat boyu içenlerle içmeyenler takip edilirdi.
Devlet olsaydık, bu devletin üniversiteleri olsaydı, üniversitelerin bu işlerle ilgili fakülteleri olsaydı bu işleri araştıranları da olurdu.
Ben tahmini bir sonuç söyleyeceğim siz şaka zannedeceksiniz. And içilen yerlerden çıkan sahtekâr sayısı öbür taraftan biraz fazla olurdu.
Şunu da söylemek lazım: Andın kaldırılmasını dert edenler ne kadar samimi değilse, kaldırılsın diyenler de o kadar değildi.
Böyle ritüeller totaliter rejimlerin tuzu biberidir. Baharatıdır. Bu işlerin Kürt'le, Türk'le ilgisi yoktur.
930'larda, 40'larda bir anlamı vardı. Bu devirde okullarda çocukların eğlencesiydi. Eğlenceden mahrum kaldığı için üzülen bile olmuştur.
........
Biz bir şeyi kabullenemiyoruz: 1. Dünya Harbinin mağlubuyuz. Şartları harbin galipleri koymuş, sınırları çizmiş, örtülü müstemleke şartlarını dayatmışlar.
Kısa süreli olsaydı veya örtülü değil de aleni olsaydı nesiller üzerindeki tahribat bu kadar büyük olmazdı.
Sömürgecilerden kurtulacak olmamıza  sömürgecilerden daha çok üzülen yerliler var.
100 yılın  alışkanlığını ve nimetlerini terk etmek kolay değil. Mecburiyetler karakterimiz olmuş.

ÖNE ÇIKANLAR