Kaydet
a- | +A

ANDY-AR'ın seçim anketinde kararsızlar ve oy vermeyeceğim diyenler kime oy vereceğini belirtenler oranında dağıtıldığı zaman sonuç şöyle oluyormuş:

Erdoğan yüzde 55

İhsanoğlu yüzde 35

Demirtaş yüzde 10

Bu hesaba göre bu seçimin ikinci turu muru olmuyor.

Anketler bu memlekette iki defa yanılttı.

İlki 989 mahalli seçimlerinde oldu.

İkincisi 2002'de..

2002 seçimleri öncesindeki araştırmalarda  AKP oyları yüzde 22 idi. Anketlere bakan uzmanlar da, "Eee, buradan AKP-CHP koalisyonu çıkar, hayırlı olsun" demişlerdi.

AKP o seçimde yüzde 33 oyla iktidar oldu. Eskinin hükümet ortakları baraj altında kaldığı için yüzde 33 oyla parlamentoda yüzde 65'lik çoğunluğa sahip oldu. O şokla diyecek bir şey bulamayalar "Efendim seçmenin neredeyse üçte biri Mecliste temsil edilmiyor, ne olacak bu memleketin hâli" dediler.

989'da ANAP büyük bir hezimete uğramıştı. Anketlerde bu hezimet görünmüyordu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Dalan, partinin yıpranmışlığını da hesaba katarak farklı bir strateji izlemişti. Kampanyalarda kendini partiden ayrı tutuyor, anketler de ayrı tutmakla ne kadar iyi bir iş yaptığını söylüyordu. Bazı araştırma şirketleri şahsi oyunun yüzde 70'e dayanabileceğini açıklamıştı.

Şöyle diyorlardı: Bütün şehirler elden gitse İstanbul'da Dalan açık farkla kazanır.

Seçim yasakları başlamadan önce Togay Bayatlı ile yeni yapılan spor tesislerinin açılışlarını yapmışlardı. Programdaki son açılış yetişmeyince Dalan, "Togaycığım, oranın açılışını da pazartesi günü yaparız" demişti.

Anket şirketleri ilk o seçimlerde aciz kalmıştı. Yanılma üç puan beş puan değildi. 2002'deki muhtemelen maksatlı bir manipülasyondu ama 989'da hissedilir bir çarpıtma yoktu. Onun için bana bu örnek hep şaşırtıcı gelmiştir. İnsanlar o dönemde neden duygularını ve tercihlerini anketörlerden bile gizlemiş olabilirler? Anketin yapıldığı günle seçim tarihi arasında tercihleri değişmiş olamaz.

Bu uç örnekler yok sayılırsa namuslu anketler genelde bir iki puanlık yanılma ile fikir veriyor. Bu örneklere üçüncüsü ilave edilir mi onu bilemem.

* * *

Yine aynı şirket bu araştırmada ,"Oyumu Ak Parti'ye vereceğim" diyen seçmenlere sormuş:

Size göre Erdoğan Köşk'e çıkınca partinin başına kim geçmeli?

Abdullah Gül; 76,2

B.Arınç; 7,3

N.Kurtulmuş; 6,5

B.Yıldırım; 2,1

A.Babacan; 1,8

M.Ali Şahin; 1,1

A.Davutoğlu; 1,0

Diğer-Fikrim Yok; 4,0

Bu yüzdelerde azıcık şişirme, indirme bindirme var mı, bilmiyoruz. Seçimlerle doğrulanma imkânı da yok. Neticede tabanın arzusu.. Partinin başına geçecek ismi delegeler seçiyor.

O zamana kadar köprünün altından çok su mu akar, akan sular mı kurur.. Hele o günler gelsin bakarız, bakılır mı yapılır.. Ama çok ilginç yüzdeler. Bunlar gerçekten seçimden sonra bakılacak konular. O günler geldiği zaman delegenin temayülü bu yüzdelerle örtüşürse bunun bir tek anlamı var: Her şey konuşulmuş, tartışılmış, karara bağlanmış demektir.

ÖNE ÇIKANLAR