2015'te genel seçim var.
Bu genel seçimde AK Parti adına kim oy toplayacak?
Partililer, muarızlar, muhalifler hep bir ağızdan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına aday olacağına kesin gözüyle bakıyorlar. (Ben aday açıklandığı güne kadar -olmayacak- ısrarımı sürdüreceğim)
Bu hesaba göre o günlerde Erdoğan partinin başında olmayacak.
Üç dönem şartından dolayı vitrinde görünen birçok isim de olmayacak.
Bize oy verin diyenler kim olacak?
Erdoğan, "seçilen, varsa partisiyle ilişiğini keser" kuralı değiştirilmeden, yani partili cumhurbaşkanına kapı açılmadan, bu arkadaşlarımıza oy verin, diyemez.
İma edecektir, hoş karşılanmaz.
Bu millet verdiği oyun nereye gideceğini ve neye yarayacağını bilir diyenler çıkacaktır. Hamaset karın doyurmaz. Silah yoktu, cephane yoktu, baltayla ve kazmayla düşman kovaladık gibi olur.
Hele o günler gelsin, diyenler olacaktır. O zaman biz de ondan önceki günleri konuşalım ve yine varsayalım ki, genel başkanın gıyabında onun adına akıl yürütenlerin dediği gibi Erdoğan seçildi. Seçime kadar da yine dedikleri gibi düşük profilli bir isim..veya ara dönem abisi..veya adı geçenlerden biri hükümeti kurmakla görevlendirildi. 2015 seçimine kadar düşe kalka gidilebilecek mi?
Beklenen -veya ima edilen- ne?
Bu uygulama seçime kadar örtülü başkanlık gibi olacak.
Emanet abi veya düşük profilli isim görünürde başbakan olacak ama işleri yine Erdoğan yürütecek.
İki sebebten farklı olacak:
1) Cumhurbaşkanı ilk defa halk oyu ile seçilmiş olacağı için eskilerden farklı bir ağırlığı olacak.
2) Bu ağırlıkla beraber bireysel karizmasını ve iktidar partisi üzerindeki etkisini de hesaba kattığınız zaman neredeyse fiili başkanlık olacak.
İsterse bakanlar kuruluna başkanlı edecek..
İsterse şunları hazırlayın ve bana gelin diyecek.
İsterse parti üzerindeki ağırlığını kullanarak şu işe detek olun, şu konuya engel olun, diyecek.
Hesap güzel. Denildiği gibi olursa örtülü başkanlığı çok aşar. Başkanlar yasamayı kontrol edemiyor. Bu sistemde yasama da kontrol edilmiş oluyor.
...
Kampta bir milletvekili, "Efendim bu durumda Özal-Akbulut örneğinde olduğu gibi sıkıntı çıkmaz mı" demiş ve azar işitmişti.
Azar işitme sebebi "sıkıntı çıkabileceğini ima etmiş olması değildi. Üslubuydu. Orada olanların anlattığına göre üslubuydu. Akbulut gibi silik bir isim demiş olmasıydı. Başbakanlık yapmış bir isme kim olursa olsun silik bir isim denilmesi hoş değildi. Değilmiş.
Peki Akbulut-Özal dönemindeki gibi sıkıntı olur mu?
Olmazmış.
"Sıkıntı olmaz"ın gerekçesi de duygusaldı. Bizi ANAP'larla, DYP'lerle karıştırmayın.
Bu bir yönüyle biz sosyolojinin, fiziğin, tarihin kurallarından muafız, demek oluyor.
....
Kraldan fazla kralcılardan hoşlanmıyorum. Bu işi onlardan daha çok dert ettiğim, ne olacak bu memleketin hali endişesini gece gündüz yaşadığım söylenemez.Yükün altına girecek olanlar dert edecek. Ben sıkıntı bölü 77 milyon eşittir hesabı kadar düşünürüm.
Yürümeyeceğini de söylerim o kadar.
Hem bu hesapların içinde kaç taraf olduğunu da bilmiyoruz. Muhalefet bloku - iktidar kanadından ibaret değildir, herhalde.

