Kaydet
a- | +A

Bizim bağımsız yargı tatile gitmiş.. Otel faturası 70.000 lira.. Bağımsız medya haber yapmış: Faturayı bir inşaat şirketi ödedi. En sevimli haber bu. 

En sevdiğim tabir  'demokratik laik sosyal hukuk devleti'.. İkinci sırada 'bağımsız yargı' var.. Üçüncü sırada 'yüce meclis'..

...

17 Aralık'tan bu yana beni en şaşırtan isim Ertuğrul Günay oldu. Memleket yangın yeri o haram lokmaya takılmış kalmış. Kendilerini 987'deki SHP kurultayında yaptığı konuşmadan beri takip ederim. O kongrede, "Bu millet sizin konuştuğunuz dili bile anlamıyor" demişti.

Sanki, "Oh maşallah maşallah.. Ne güzel yolsuzluk yapıyorsunuz, her zaman yapın hayırlı olsun" diyen var. Yolsuzluk hep var.. Belli bir oranda hep olacak. Kuruşu kuruşuna hesap etme imkânı olsa, toplam yolsuzluk rakamlarının bütçeye oranı bulunsa.. Yıllar içinde azaldığı görülür.

80'li yılların sonunda  Özal'ın bakanlarından Tınaz Titiz bir hesap yapmıştı.. Şöyle diyordu:

Devletin harcadığı her 100 liranın;

25 lirası rüşvete,

25 lirası bozuk mal ve hizmete,

25 lirası ihtiyaç olmayan hizmet ve mala,

25 lirası yerine gidiyor.

Ben vatandaşım. 100 lira da benim. Kaç liram ziyan olmuş? 75 liram.. Aradan seneler geçmiş.. oranlar değişmiş, bozuk mal ile ihtiyaç olmayan mala ödenen para azalmış, farz edelim ki rüşvet kısmı aynen kalmış.. Benim 100 liramın telef edilen kısmı eskiden 75 lira iken düşmüş 35'e.. Bu hesabı vatandaştan beklemiyoruz.. Ama Günay abim bu işleri bilir. Bildiği halde yolsuzluk işine takılıp kalması ve 11 sene sonra takılması pek iyi niyet işine benzemiyor. Kimsenin yolsuzluk diye bir derdi yoktur. Biz niye yolumuzu bulamıyoruz derdi var. Hele bugünlerde yolsuzluk işine takılanlara çok iyi gözle bakmam.. Bir de, Abi yaa..(ya derken ağzı iyice yayacaksın) İsrail filancaya çok düşmanmış.. diyen olursa hedef alındı denilenin yanına bir soru işareti korum.. İsrail şart değil İngiltere de filanı dinledi, takip etti, peşinde deseler.. Kamuoyuna duyursalar ona da soru işareti korum.

Gelelim asıl konuya.. Biraz uzun oldu ama bu, girizgâhtı..

Dün Ergenekon davaları ile yatıp kalkarken, 12 Eylül'den de hesap soracağız.. 28 Şubat'tan da naraları atılırken soda içmiş de geğiriyormuş gibi yapanlar bugünlerde başka telden çalıyor.

Üç yıl boyunca yılda üç defa;

Hanımlar Beyler! Bu davalar suç, suçlu, muhakeme, ceza, infaz davası değil.. Maksat sobelemek ve devre dışı bırakmaktı. Maksat hasıl oldu. Bu dönüştürme operasyonu.. Yapan başkası, sizinle bir ilgisi yok. Sizin marifetiniz değil. Meclis kararıyla bırakın hepsi evine gitsin, dedim.

Demedim mi İbrahim!

Şimdi yeni bir kavşağa geldik. Yine sobelemeler, tasfiyeler, ağız şapırdatacak sahneler.. Vay beeee dedirtecek haberler olacak.

Gelin yine hiç olmazsa bu sefer kendinizi kaybetmeyin. Bu sefer geğiriyormuş gibi yapmayın. Hayırlısı olsun deyip ihtiyatla yaklaşın.

Makas değiştiriyoruz azıcık sarsıntı olacak..

ÖNE ÇIKANLAR