Kaydet
a- | +A

İnsanlığımdan utanmalı mıyım?

Duyarlılık özentilerinden nefret ediyorum.

Yahu her şeyde hesap olur da vicdan işinde olmaz. Hesabı denkleştirerek, muhasebe defteri tutuyormuş gibi yaparak vicdan rahatlatılmaz. Bunlar göstermelik işler.

Mısır'da idam kararı.. Tamam gerçekten üzülen insanlar olur ama o insanlar, "Bak ben üzülüyorum. Hadi sen de üzül. Sen geçen sene üzülmüş müydün, söyle bana bakayım.. Hesap ettim ben daha çok üzülmüşüm.." demez.

Yarın seni de üzülmüş göreyim de demez.

* * *

Biz Mısır'ı hangi tarafıyla dert edeceğiz? Çok mu derdimiz demokrasiye geçip geçmedikleri. Eğer diyorsak ki mesele demokrasi değil de zulmü kaldıramıyoruz. Ee, orada öyle bir düzen vardı. Fakirdik ama mutluyduk tadında, bir diktatörün önderliğinde, yuvarlanıp gidiyorlardı. 30 yıldır ses seda çıkmıyordu.

Meydanlarda toplanırken bize sormadılar. Bir işe soyundular. Her teşebbüsün ama mükafat ama cereme bir karşılığı olur. Zulüm de olur, hak ihlali de olur, ziyan da olur.. Olmayan yer mi var. Darbe olmuş mahkemeler habire idam kararı veriyor. 500-600..

* * *

Hemen yanı başımızda 200.000'den fazla insan öldü. Milyondan fazla insan yerinden yurdundan oldu. Biz insanların göstermelik mahkeme kararlarıyla öldürülecek olmasına mı hassasiyet gösteriyoruz. Yani şunu mu demiş oluyoruz: Bir iç çatışmada, Suriye'de olduğu gibi hükümet kuvvetleriyle muhalifler arasındaki çatışmalarda ölseler hadi neyse.. Bunlar mahkemelerin siyasi kararlarıyla öldürülecekler. Kaldı ki daha infaz yok, bana göre olmayacak da..

Benim merakım Mısır'daki bu tabloyu diğer yerlerdeki felaketten, fecaatten ayırıp özel bir yere oturtan sebep ne?

Bu galiba biraz da şu anda  bizim ülkemizde köşe başlarına yerleşen ve ses çıkarabilen isimlerin kültürel genetiğinden, habitatından kaynaklanıyor. Mısır bu insanların gençliğinde, ergenlik ve sonraki dönemlerinde özel bir yer bulmuş. O dönemde oradaki isimlerin birçoğu bu insanların kahramanı olmuş.

Aslında bu da ibretlik bir durum. Oradaki tablodan nasıl kahramanlık çıkarılmış anlamak zor.

Yoksa İhvan-ı Müslimin hareketinin kapalı, açık, aktif, pasif faaliyetlerinin bilançosuna bakınca oradaki insanların çok da hayrına bir tablo çıkmıyor. Her faaliyetin sonu fitne, fesat hezimetle sonuçlanmış. Zarar gören yine o insanlar. Kendileri yakın tarihlerine bakınca ne görüyor olabilirler. Nâsır'dan hemen öncesi, sonrası.. Krallığı devirdiler de gün yüzü mü gördüler. Sefalet, felaket, ölüm, yokluk.

Oradaki Cihan Harbi sonrası mücadele önderlerinin tahayyül ettiği dünyanın eski literatürde karşılığı yok. Hayallerini bire bir kâğıda dökme imkânı olsa şöyle bir devlet ve yönetim şekli çıkar: Biraz İslamiyet, biraz diktatörlük, biraz Musevilik, biraz Hristiyanlık ki bu tarif de bizi doooooğru İngiltere'ye götürür.

Halk her yerde masum. Onlara düşen azıcık boyun bükmek. Tuzu kaptıkları gibi koşma hastalığından kurtulsalar rahat edecekler.

ÖNE ÇIKANLAR