Amerikan filmindeki bir sahne ilginçti.
FBI''ın bölge şefi, mafya ile irtibatı olan bayanı sorguluyordu: -Bayan uzun süredir sizi izliyoruz.. Delilimiz var, en az 15 yıl yatarsınız.
- Onbeş yıl mı?!. -Bir seçeneğiniz daha var, eğer bizimle işbirliği yaparsanız sizi bu işten kurtarırız. -Aşağılık herifler! Onlardan (mafya) ne farkınız var, siz de aynı metodlarla çalışıyorsunuz. -Bayan bizim farkımız şu: Biz Birleşik Dev-letler Başkanı için çalışıyoruz. ..... Bu sahnenin Türkçe versiyonu nasıl olurdu: -Bana bak kadın içeri girersen ne zaman çıkarsın Allah bilir. Zatan mahkemen sürer 10-15 yıl.. Gel bizimle işbirliği yap, seni kurtaralım. -Siz kimsiniz? -Biz Başbakan için çalışıyoruz. ..... Bizde böyle bir olayın yaşanması mümkün değil. Yaşandığını farzetsek dahi basına sızdığı zaman cinayet sayılır. "Devletin polisinin Başbakan adına iş yapması ne demek?"ten girer, akıl almaz yerlerden çıkarlar. Başkanlık sistemi ile parlamenter sistem arasındaki farkı gözardı etmiyoruz. Parlamenter sistemin olduğu yerlerde de "Hükümet adına, hükümetim için" tabiri vardır. Bizde hükümet adına çalışmak da kayırmacılık sayılır. Devlet için yapılan işler metod ne olursa olsun seslendirilmese de mubahtır. Çünkü bizim engin vatan sevgimiz bir başkanlık koltuğu ile, hükümet ile sınırlandırılamayacak kadar büyüktür. İcabında hükümet üyeleri dahi vatanını bizim kadar sevmeyebilir. Hem devleti başkanın şahsında somutlaştırmak da işimize gelmez. Soyut olacak. ... Başka ülkelerde asimilasyonla entegrasyon arasındaki farkı genel kurmay başkanları anlatmıyor. İlim adamları tartışıyor. Halka bir mesaj verilmesi gerekiyorsa onu da "başkan"ın ağzından veriyorlar.. Bizde benzeri tartışmalarda hükümet ya da cumhurbaşkanlığı taraf gibi gösteriliyor..Zihinlerdeki sanal şablon da şöyle: Tarafsız bir devlet var..Devletin altında taraflar var. Taraflardan biri hükümet, öbürü cumhurbaşkanlığı, öbürü anayasa mahkemesi, öbürü yargıtay-danıştay, öbürü ordu, öbürü YÖK..Duruma göre taraflar bazı hallerde yanyana geliyor..Bazı hallerde karşı karşıya geliyor..

