Parlamenter sistemin külfeti ve maliyeti çok yüksek.
Farz edelim sıfırdan bir parti kuruldu, çok yüksek oy oranı ile iktidar oldu.
Bu partinin ilçe ve il teşkilatları var, milletvekilleri var, yerel seçimleri de kazanmışsa belediyeleri var.
Bu işe gönül veren herkes karşılığını bekler. Karşılık yolsuzluktan ibaret değil.
Kadrolaşma ona göre olur, ihale ona göre olur, kayırma ona göre olur.. Doğrudan partiyle irtibatlı insan sayısı ortalama her il için çok basit ve yuvarlak hesapla 1000 kişi hesap edilse 80.000 kişi oluyor ama bunların yakınları, birinci, ikinci, üçüncü dereceden akrabaları, kankileri, diğer arkadaşları da belli oranlarda bu network'e bağlanmış olduğu için doğrudan irtibatlı kişiyle irtibatlı olanları da hesaba kattığınız zaman çark 800.000 kişiyle beraber dönmek zorunda kalıyor.
Onu küstürme, bunun gönlünü al, şunu idare et, buna yer bul, bunu sırtla demek zorunda kalınıyor.
Bizim gibi ülkelerde hantal bir yapı oluşuyor.
Zayiat artıyor.
Oysa başkanlık sisteminde partilerin bir önemi kalmıyor.
Milletvekilliğinin yolu parti merkezinden geçmiyor. Üstelik seçilirse işi sadece yasama görevi oluyor.
Seçilen tek kişinin işleri yürütebilmesi için 800.000 kişinin tek tek saçını sakalını taraması gerekmiyor.
Taban derdi olmuyor.
Kimseye minnet borcu kalmıyor.
Organik bağ olmadığı için teorik mesafesi herkese eşit oluyor.
"Biz" olmuyor.. Başkan ve diğerleri oluyor. Başkan ve adamları gibi..
...........
Bizim elektrik şebekeleri (interconnection) ara bağlantı ile biribirine bağlı olduğu için Mardin'deki tüketici ile İstanbul'daki aynı havuzdan enerji çekiyor. Lokal olsa herkesin, kaybı, kaçağı, kendi bölgesini bağlar.. Maliyetler farklı olabilir. İstanbul on lira der, Malatya'daki 7 liraya satar..
....
Partili siyaset bu işe benziyor. Herkes biribirine bağlı.
Başkanlık sistemi olsa her il ya da bölge kendi bacağından asılır..
Gönüllüler de nöbet sırası gelmişken telaşına düşmez.
.....
Herkes herkesi denetleyebilir hale gelir.
Usulen Sayıştay denetimi, usulen bakanlık soruşturmaları olmaz.
Usulen muhalefet olmaz.
Her kafadan bir ses çıkmaz.
Bunlar teferruat da asıl söylemek istediğim, ben ziyan diyorum, siz başka bir isim bulun... Bu yapıda kamu adına mal veya hizmet almak için harcanan 100 liranın 40 ya da 50 lirası ziyan oluyorsa başkanlık sisteminde ziyan her halükârda yarıya düşer. 40 ise 20 olur, 50 ise 25'e düşer.
Bu sistemin çıkardığı gürültü yaptığı işin birkaç katı.. Çarkın başında toplananlar çok fazla..

