Kaydet
a- | +A

Bu başlık meramı tam anlatmıyor. Doğrusu şöyle olmalı: Ben paşanın manşet atanını severim. Artık bu konular magazin oldu. Ah vah kategorisinden çıktı. Keyif alarak eğlenerek okumak lazım.

Cem Uzan, uzun bir mülakat verdi. Paris'te yaşıyormuş, evine şifre ile giriliyormuş, evde korumalar, görevliler varmış. Bakın bunlar da magazin.

Konuyla ilgisi yok.

O uzun mülakatın bir yerinde şöyle bir şey diyor: Bizim Star'ın başındaki çocuklar manşetleri Hurşit Paşa ile birlikte atıyormuş.

Hurşit Paşa'nın talimatı ile atıyormuş. Benim o zaman haberim yoktu.

Manşet atan çocukların her biri birer kahraman.

Hatta birisi bayağı bayağı "Kuvayı Milliye" rolüne soyundu. Her şeyi diyor bir tek kanımızın son damlasına kadar demiyor.

Savaşıyormuş, öyle diyor.

Demek ki mücadele azmi paşa ile teşrik-i mesaisinden kaynaklanıyor.

Benim için bu üfürmenin şaşırtıcı yanı yoktur. Beş on senedir kahramanlara şüphe ile baktığım için, "yahu nasıl olur bu kadar dirayetli medya mensupları paşadan emir alarak manşet atarlar" şaşkınlığı yaşamadım. Kahramandır atar. Benim gibi pısırık ve korkak olsalardı atamazlardı. Zaten paşalar da pısırık adamlarla çalışmazdı.

Benim için en yalın ve az şaibeli kahraman, "denize düşen kızı kurtardı, yanan eve daldı, çocuğu kurtardı. Almanya'da günün kahramanı oldu. Herkes bu Türk'ü konuşuyor" tarzı haberlerdeki kahramanlardır. Altında ne var diye çok dert etmem. Bunun dışındaki bütün kahramanların yanına soru işareti korum. Cesur, gözünü budaktan sakınmaz denilen adamların yanına soru işareti korum.

Neyse.. Bir başka medyacımız da, "12 Eylül günlerindeki sansürü özledim" demiş. O zaman her şey netmiş. Bir asker (Haberin durumuna göre bazen astsubay bazen binbaşı olurdu), elinde bir kâğıtla gelir şu konularda haber yapılamayacak derdi biz de yapmazdık. Başımız ağrımazdı rahattık, diyor.

Şimdi insanlar neyi haber yapıp neyi yapmayacaklarını bilmiyormuş.

Bugünlerin o günlerden kötü olduğunu söylüyor. Kötülük mukayesesini siz yapın ben o tarafına karışmam ama o yalın günleri ben de özlediğimi söyleyebilirim. Bunu sık sık hatırlatırım da. Evren Paşam saftı. İhtilali niye yaptığından dahi habersizdi, alavere dalavere bilmezdi. İhtilalin ertesi günü Haydar Paşa'ya, "Yahu Haydar Paşa bu terör nasıl birdenbire durdu?" dediği rivayet edilir.

Haydar Paşa da, "dirayetiniz sayesinde" demiş.. Evren Paşam'ın aklına yatmamış. Bana pek öyle gelmiyor ama.. deyip geçiştirmiş.

....

Ergenekon, balyoz, şubat, eylül davaları iyice tavsadı. Hepsini usulüne uygun şekilde evlerine göndermenin hazırlığına başlamak lazım. Maksat her ne ise (bir iki defa anlatmayı denemiştim, tekrarı uzun sürer) hasıl oldu. Bir daha bu işlere bulaşmayacağına dair taahhütnameyi dolduran evine gitsin. Bulaşanları toplamak zor değil.


ÖNE ÇIKANLAR