Acaba bu gazetelerde çıkan haberleri devlet erkânı okuyor mu?
Tabii bu saatten sonra devlet erkânı deyince eğer bize anlatılan doğru ise ikiye ayırmak lazım: Paralel devletin erkânı, öbür devletin erkânı.. Öbürü de hangisiyse..
Polis memuru çıkmış anlatıyor: 2010 yılında Terörle Mücadele Şubesine geçmek için müracaat ettim. Mülakata aldılar ve bana tek soru sordular. Verdiğim cevaptan rahatsız oldular ve o tarihten sonra hayatım karardı.
...
Fişleme bilgilerini kopyalayıp savcılığa teslim ettim, suç duyurusunda bulundum. Bir yıl sonra kovuşturmaya yer olmadığı kararı çıktı. Benim hakkımda bilgileri kopyalamaktan dava açıldı. Terörle Mücadele Şubesi evime baskınlar düzenledi. Ailem taciz edildi. Bana deli raporu verdirmek için tımarhaneye sevk ettiler.
En son bir memuru darp ettiğim gerekçesiyle meslekten atıldım. İki senedir mesleğe iade için davanın sonuçlanmasını bekliyorum.
Bu uydurma bir haber olabilir.
Doğru bir haber olabilir.
Habere konu şahıs rahatsız olabilir.
Hiçbir ihtimal bizi rahatlatmıyor. Eğer bu haberde anlatılanlar doğru ise gereğini yapmak kimin görevi? Efendim suç duyurusunda bulunsaydı?
Nereye?
Efendim dava açsaydı?
Nereye?
Efendim bir dilekçe ile derdini anlatsaydı
Nereye?
Hangi mahkemeye.. Hani mahkemelerin paralel olanı olmayanı var ya.. Efendim olur mu öyle şey.. Delilsiz ispatsız konuşulur mu? O zaman niye büyüğünüzle küçüğünüzle bir aydır başımızın etini yiyorsunuz. Çift taraflı anamızı ağlattınız.
Her taraftan kokular çıkıyor. Her taraftan ağıtlar yükseliyor. Herkes ağlaşıyor. Haber bombardımanından beynimiz dumura uğradı.
Mesela cumhurbaşkanı son bir ayda çıkan bu ve benzeri hatta bundan daha vahim üç dört haberi danışmanlarına; "Şu işin aslını araştırın ve bana bilgi verin!" demiş midir?
Adam yardım etmediğim için mahkemelerde süründürdüler diyor.
Bir başkası ihbar ettiğim için on yıla mahkûm oldum, ihbar ettiklerim beraat etti diyor.
Üstüne vazife olmasa meraktan Jandarma Genel Komutanı istihbarata bakan maiyetine, "Bu ne iş" diye sormuş mudur?
Bir sohbet toplantısında Anayasa Mahkemesi Başkanı, "Böyle şeyler hakikaten oluyor mu?" demiş midir?
İçişleri Bakanı'nın, Başbakan'ın, Adalet Bakanı'nın maiyetinde bu işleri derleyen, toplayan değerlendiren adamlar var mı?
Endişeleri var mı?
Yoksa biz kuru gürültünün, kayıkçı kavgasının salakları mıyız?
Devletin her tarafı akıyor kokuyor gibi görünüyor kimsede panik yok.
Cumhurbaşkanının tebessümüne bakılırsa dert edecek bir şey de yok. Dert edecek bir şey yoksa MGK'yı toplayıp şu işleri ve gidişatı devletin bütün kurmaylarıyla kurullarıyla gözden geçirelim, yeter artık demeye de gerek yok.
Bize ne oluyor o zaman, yolunuz açık olsun, çalın oynayın.
Biz huzura müstahak değilsek sizin yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur.
Sürtsün biraz burnumuz..
Millî iradecilik oynamaya devam.

