Kaydet
a- | +A

Bu hastalık bir tek bizde var. Herkes çocuğu için dönemin en büyüğüne talip olmuş. Eskiden benim oğlum paşa olacak, derlermiş. Sonra vali olacak, demişler. Sonra mühendis olacak. Sonra bakan olacak.. Sonra futbolcu vs. Siz hiç "Benim oğlum kaportacı olacak." "Benim oğlum terzi olacak." "Benim oğlum tamirci olacak" diyenini duydunuz mu? Sakatlık burada başlıyor işte. Ananın babanın çocuğu için iyi şey istemesinde değil, iyinin valilikten, paşalıktan, doktorluktan geçtiğini zannetmesinde. Lider ülkelere bakıyorsunuz hesaplar okuma çağındaki çocukların

yüzde 2.5''i üzerine kurulmuş. O anlamda yüzde 97.5 adamların umurunda değil. Ama yüzde yüzün içinden 2.5''i ararken kimseyi incitmiyorlar, kırıp dökmüyorlar. 97.5''in mutluluğunu 2.5''in sırtına yüklüyorlar. Herşeyi yüzde yüzle halletmeye kalktığınız zaman kahır çekecek 2.5''i de heba ediyorsunuz. Herkese üniversite okutma iddiası.. Fırsat eşitliği iddiası.. İşe yarayacak 2.5''i de öldürüyor. Ve büyük kitleler çareyi devlete sığınmakta (Burada sığınmak devletten maaş almak anlamında) buluyor.

N''APALIM? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nde Türkiye aleyhine 3800''den fazla dava açılmış. Bu davaların Dışişleri Bakanlığımız tarafından yapılan dökümü şöyle: 350''si işkence ve kötü muamele, 455''i kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi, 418''i köy yakma ve boşaltma, 134''ü kayıp ve faili mechul cinayetler, 75''i düşünce ve ifade hürriyeti, 62''si yaş kararları, 22''si sendika ve parti kapatma, 2''si yürürlükte olmayan kanun uygulaması, 3''ü aile hayatı ve konut dokunulmazlığı sebebiyle.. 2250''si ise Kıbrıs Rum kesiminden. Biliyorsunuz AİHM''ye başvurabilmek için iç hukuk yollarının tamamıyla tüketilmesi gerekiyor. Türkiye''de ne kadar kapı varsa çalacaksınız, ondan sonra AİHM''ye gideceksiniz. Biri oturmuş hesap etmiş, bu davaların hepsi Türkiye aleyhine sonuçlanırsa 10 milyar dolar tazminat cezası ödememiz (Biz değil tabii, yüce devletimiz) gerekecekmiş.

ÖNE ÇIKANLAR