Kaydet
a- | +A

Medyanın haberleri "Temel fıkrası" gibi oldu. Cezaevlerinin ödeneği yokmuş, mahkumları duruşmaya gönderemiyormuş. İki hafta önce Eskişehir Cezaevi Yaşar Öz''ü İstanbul DGM''ye gönderememiş. "Kusura bakma arabamızda benzin yok" demişler. Mahkeme iki hafta sonraya ertelenmiş..

İki hafta sonra bakmışlar, yine benzin yok. Siz olsanız ne yaparsınız. Koskoca devlet bir tutuklusunu mahkemeye götüremeyecek mi? Götürür elbette.. Mahkumlar aralarında para toplamış, benzin almış, mahkemeye gitmişler. Devlet millet elele. ..... Bu haberin bir de tersi var. Mahkemelerin pul parası da yok. Ama jandarma ve polis nispeten benzin sıkıntısı çekmediği için davetleri polis ve jandanrma marifetiyle yapıyorlar. Çağrılması gerekenlerin ismi polise veriliyor, polis eve birini gönderip çağırıyor. Veya ekip otosu ile adresinden alınıyor, mahkeme saatine kadar karakolda bekletiliyor, mahkeme saatinde mahkemeye sevkediliyor. Polis mahkeme çağrılanın niye çağrıldığına bakmıyor.. Şahit de olabilir, davalı da, davacı da.. İster istemez hepsine adil davranıyor. ..... Acaba cezaevi araçlarının benzin bulamaması Bakanlar Kurulu''nun veya daha üstünün görev sahasına giriyor mu? Onların aşamayacağı bir problem ise koalisyonu oluşturan parti liderleri biraraya gelir, zirvede durumu değerlendirirler. Hapishanelere birer varil benzin, birer varil mazot gönderilmesini kararlaştırdılar. Bir de benzin istasyonlarına yüklü miktarda borç varmış, onun da mecburi tasarruf fonundan ödenmesini karara bağlarlar. .... Yaşasın adalet. Yaşasın istikrar. Sağolasın Galatasaray. Canın sağolsun milli takım. .... Demirel''e 35 sene yetmedi, bir beş yıl daha verseydik bu işleri halledip öyle gidecekti. Cezaevi arabalarımız benzinsiz kalmayacaktı. Şimdi iş üç büyük liderimize kalıyor.