Meclis başkanı protokolde başbakanın önündedir. Peki fiili durum nasıldır? Meclis başkanını başbakan seçer. Koalisyonlarda ortaklarla mutabakat derdi vardır ama tek parti iktidarında pratiktir. Genel başkan hem meclis başkanını seçer, hem yasamayı kontrol eder, hem de yürütmenin başı olur. Hatta dönemine denk gelirse cumhurbaşkanı da seçer. Geçmişte hep böyle olmuştur. Böyle olduğu zamanlar kötü zamanlar değildir.. 65, 69, 83, 87 seçimlerinde bu imkan yakalanmıştır. Kötü olan fiili durumu görmezden gelip avunmaktır. Seçen o değil, yüce meclistir, denir resmi açıklamalarda.. Parlamentodaki oylamalar da aynı şekilde yapılır. Hükümet bir tasarı getirdiği zaman meclisteki üyeler tek tek, acaba yanında mı yer alsam karşısında mı, hesabı yapmazlar. Patron çıkmasını ister çıkarırlar. Reddedilmesini ister reddederler.
Fiili durum, başkanlık sistemini aratmıyor. Buna rağmen başkanlık sistemine niye sıcak bakamıyoruz, bizi korkutan tarafı neresi?
Depodaki kanunlar Adnan Kahveci''nin ölmeden önce son iyiliği olacaktı, ömrü yetmedi. Fiilen uygulanmadığı halde yürürlükte olan o kadar çok kanun var ki, hukuk fakültesini bitiren gençlere derleme vazifesi verseniz iki yıl yetmez. Binlerce kanun.. Çıkarılmış kalmış.. İşe yaramıyorsa niye kalıyor.. Yarıyorsa niye uygulanmıyor. Uygulanmaması suç olmaz mı? Bizim kamu yönetimi sade işlerden hoşlanmıyor. ... Ben 20 sene önce duydum. Bir heyet kurulmuş, kanunlarımızı tarayıp elden geçirecekmiş.. Uygulanması imkansız olanların kaldırılmasını teklif edecekmiş.. Bazı kanunlar günün şartlarına uygun hale getirilecekmiş vs.. O zaman Bülend Ulusu başbakandı. O günden sonra kaç heyet kuruldu, kaç hükümet geldi gitti.. Hâlâ ayıklanacak.

