Dünya kamuoyunun tartıştığı birçok konu var... Avrupa Birliği dağılacak mı? NATO’nun işlevi sona erecek mi? Savaşlar yeni İttifaklara yol açacak mı?
Üçü de birbirinden muammalı ve çarpık konular.
İsterseniz tek tek anlatmaya çalışalım sizlere…
AB ülkelerinin güvenlik endişesi had safhada.
ABD’nin tehditleri altında eziliyorlar.
Savunmaya büyük bütçe ayırıyorlar.
Türkiye ile bu alanda iş birliği arayışı içindeler.
Amma velakin, üyeliğimize de sıcak bakmıyorlar.
Böyle de bir çıkmaz içindeler, çaresizler.
Kaldı ki bizim üyeliğimiz birliğin her türlü menfaatine…
Siyasi, ekonomik, sosyal açıdan, güvenlik yönünden.…
İnşallah daha fazla göz ardı etmezler üyeliğimizi.
En kısa zamanda kabul ederler.
Çok zor ihtimal de olsa, gidişat bu istikamette.
***
Savaşlarla birlikte dünya düzeni de evrimleşiyor.
Yeni ittifakların zamanı geldi sayılır.
Klasik ittifaklar yerini yeni ittifaklara bırakacak.
Çoklu ittifaklar ön plana çıkıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurguladığı gibi:
“Teknolojiye kim yön verecek?
Veriyi ve yapay zekâyı kim yönetecek?
Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek?
Enerji kaynaklarını, ticaret yollarını kim kontrol edecek?
Yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak?"
Yeni ittifakların belirleyici unsuru bunlar sayılabilir.
Bu gelişmeler paralelinde Türkiye ne yapacak?
Konumu gereği hangi ittifaklar içinde yer alacak?
İslam dünyası ile Batı arasında nasıl köprü kuracak?
Her ihtimal detayları ile masaya yatırılıyor.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğiz:
Yeni dünya düzenine birçok avantajla giriyoruz.
Uluslararası problemlerin çözümünün anahtarız.
Bölgesel iş birliklerinde aranılan ülkeyiz.
Savunma sanayinde çok iyi noktadayız.
Yerli ve millî imkânlarla güvenliğimizi sağlıyoruz.
Birçok ülkeye örnek oluyoruz.
Enerji arz güvenliğinde bir sıkıntımız yok.
Hatta dünyanın enerji merkezi olmak üzereyiz.
Yerkürenin her yanında varız.
Huzurdan, barıştan, refahtan yanayız.
Irk, din ayrımı yapmadan insanlık için çabalıyoruz.
İçinde bulunduğumuz coğrafyanın:
Çatışma ortamında, savaş ortamında tehlike,
Tehdit ve kaoslara karşı her an hazırlıklıyız.
Yeni arayışlarda bu durumumuz önemli rol oynayacaktır.
***
NATO meselesine gelince…
Bu yıl NATO zirvesi Ankara’da yapılacak.
Liderlerin geleceği tarihî zirveye ev sahipliği yapacağız.
Yeni konsept anlayışı masaya yatırılacak.
Büyük bir kurumsal mimari olan NATO’da…
Sorumluluk/risk üstlenen nadir ülkelerden biriyiz.
Kararların alınmasına etki ediyoruz.
Müttefiklerimizin güvenliğine katkı sağlıyoruz.
Ülkeler içinde en güçlü ve disiplinli ordu bizde…
Bu açıdan Türkiye, NATO için vazgeçilmez bir ülke…
***
İletişim Başkanlığı ile SETA ortak konferans düzenledi.
NATO’nun Ankara Zamanı:
"Dayanıklı bir ittifak için stratejik konumlanma” adıyla…
Ankara Zirvesi öncesinde, önemli bir adım sayılır.
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler açılış konuşmasında;
NATO’nun vazgeçilmezliğini şu sözlerle dile getirdi:
“Tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak NATO'nun neden hâlen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye'nin ittifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır.”
Bakan Güler ülkemizin, NATO içindeki pozisyonuna da açıklık getirdi:
“Türkiye, NATO'nun güvenilir bir ortağı, etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir."
Avrupa Birliğine de çağrı yaptı Bakan Güler…
NATO'yu desteklemeye geri dönmesini isterken:
“Türkiye güçlü savunma yetenekleri ve sanayisiyle Avrupa'nın güvenliğine ve savunmasına daha fazla katkı sağlayabilir. Avrupalı pek çok dostumuzun bunun farkında olduğunu biliyor diğerlerinin de bunu çok iyi analiz edeceğini ve makul bir yaklaşım sergileyeceklerini düşünüyoruz."
Peki bu sözlerden anlamımız gereken nedir?
Hemen söyleyelim:
Türkiye’nin NATO’dan koparılacağını, ittifakın işlevinin bittiğini öne sürenlere, güzel bir cevaptır, bu açıklamalar…
RENKLER DE KİRLENDİ!
Sarı neşe, zekâ, incelik ve pratikliktir.
Kırmızı ataklık, azim ve kararlılıktır.
Gri alçak gönüllülük, dengeyi ifade eder.
Mor, lüks ve itibarın, asilliğin işaretidir.
Pembe duygunun, saf sevginin temsilcisidir.
Turuncu neşe, canlılık ve heyecan verir.
Lacivert uyum ve başarının sembolüdür.
Kahverengi ağırbaşlılık, emin olmaktır.
Beyaz saflık, temizlik, istikrardır.
Siyah güç, tutku, hırs, inat ve matemdir.
Mavi sevgi, huzur, sakinlik ve barışın rengidir.
Yeşil de güvenin, paylaşmanın, cömertliğin işaretidir.,
Hayatımıza renk katar hepsi bu renklerin…
Ama… Bu güzelim renkler de kirletildi.
Rüşvet çarkına kurban edilerek…
CHP’li Üsküdar Belediyesinde…
Müteahhitler excel tablosuyla kodlanmış.
İnşaat yaptıkları yerlerin ada ve parsel numarasıyla.
Mavi işaretli olanlar rüşvet verenler,
Kırmızı işaretliler rüşvete yanaşmayanlar…
Turuncu olanlarla pazarlık sürüyor.
Yeşil işaretliler ise henüz masaya oturtulmayanlar…
Bu kadar öz güven nereden geliyor?
Cesaretlerinin kaynağı ne, anlamak mümkün değil?!
Aslında(!) CHP’li belediyeleri 'tebrik' etmek lazım!
Rant için her gün yeni yöntemler buluyorlar.
Bakalım önümüzdeki günlerde...
Daha neler göreceğiz, nelere şahit olacağız.
Tabii ki hakkıyla hizmet veren CHP’li belediyeler de var.
Bunları kastetmiyoruz, hatırlatalım bu arada.
***
Önceden CHP soluğu Anayasa Mahkemesi’nde alırdı.
İktidarın icraatlarını önlemek için.
Ülkede siyasi ve ekonomik kaosa yol açmak için.
Şimdi de iş tersine döndü.
Yolsuzluktan, irtikaptan, rüşvetten…
Alavereden, dalavereden, dolandırıcılıktan…
Yargının pençesindeler, mahkeme kapılarını arşınlıyorlar.
Özgür Bey cezaevleri arasında mekik dokumaktan,
Perişan oldu, tarumar oldu, bitap düştü…
Ama hâlâ Ekrem İmamoğlu’nun yörüngesinde…
Renklerin dili olsa da konuşsalardı.
Ruhlarının incindiğini söyleselerdi…
Ne güzel, olurdu değil mi?!.

