Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Issız adaya düşenlerin yoldaşı ekmek ağacı
0:00 0:00
1x
a- | +A

Yeşilken içi beyazdır, patatese benzetilir. Fırına atılınca kumpir olur, koku ve dokusuyla ekmek hissi verir. Bırakırsanız kavun gibi irileşir, tatlanır, ballanır ve kaşık kaşık yenir.

Karadenizli bir abimiz anlatmıştı: Çocukluğumda Sürmene’ye takalarla gidip gelirlerdi. Bir defasında dedem İstanbul’dan karpuz getirmiş, henüz tanışmamışız, bildiğimiz şey değil. Yemekten sonra çıkarıp sürpriz yapacak, torunları şaşırtacak. Selamlaşma kucaklaşma derken sofraya oturduk bitirdik, duamızı ettik. Nineme “ha o sepette bir karpuz vardı getur de yiyalım” dedi.
-Karpuz da nedur?
-Büyük bir meyve aha bu kadar.
-Ay ben oni karakabak sanmış haşlamiş idim suda.
Bakıyorlar karpuz erimiş gitmiş, su kesilmiş âdeta. Demek ki henüz Adana’dan Trabzon’a mal götürelemiyor o sıra.
Pazarda “bu dometeslerin rengi niye boz bulanık” diye çıkışan bir kadına, pazarcı “o domates değil hanım, Trabzon hurması” demişti hiç unutmam.
Şimdi her yerin meyvesi her yerde, Anadolu’yu da aştık, Afrika ve Pasifik’e açıldık hatta.
Tamam fakir fukaramız var ama ananas, avokado, çarkıfelek, altın çilek, tatlı patates, misket limon, Hindistan cevizi, demirhindi, Frenk üzümü, pepino, papaya, pomela, pitaya, aronya, salacca, karambola, mango, mongasten, guava, kewano, granadilla, durian, rambutan, liçi, çiku, ejder, kumkat, hünnap, kaju ve kaktüs inciri giren evler artıyor. Bu tropikal meyvelerin bir kısmı güney sahillerimizde de yetiştiriliyor ayrıca.

Ekmek ağacı meyvesi askıda somun gibidir.
Başlık ResmiEkmek ağacı meyvesi askıda somun gibidir.

BİR BİLENE SORMALI

Ben seyyah hatıralarına meraklıydım “ekmek ağacı” tabiri ile karşılaşırdım sıkça. Ekmeği yapılan bir meyveydi galiba... Kesin unu olmalıydı, tahıl gibi bir şey miydi, kestaneye mi benziyordu yoksa?
O zamanlar ansiklopedilere ulaşmak zor, öğretmenler de aksi ve buyurgan, ünite harici soru almaz asla.
Ama ben bir şeyler toparladım, sizi koymayacağım merakta.
Yıl: 1686. Yer: Guam.
William Dampier adlı bir araştırmacı zikrolunan meyve üzerinde çalışır ve adını “breadfruit” (ekmek meyvesi) koyar. Fideleri götürüp başka yerlere diker (1686) verim de alır ama beklediği alakayı göremeyince hevesi kaçar.
Aradan bir asır geçer, Kaptan Cook’un yancılarından J. Banks Tahiti’de ekmek ağacı ile karşılaşınca çok şaşar. “İşte bu” der, “tam aradığımız gıda! Şeker plantasyonlarındaki kölelere verelim, kemirsinler kenarda. Hem ucuz ve besleyici, hem de tok tutar. Bizim ayrıyeten tayın vermemize gerek kalmaz.”
Banks, Kral III. George’a çıkar, ekmek ağacı fidelerini Tahiti’den alıp Karayiplere taşıma teklifi sunar. “Efendim bir kişi sadece 10 ekmek ağacı dikse” der, “hem kendi, hem ailesi doyar, torunları bile sebeplenir hatta.”
Haşmetli “ha hı” der geçiştirir, altın gümüş gibi daha önemli işleri olmalıdır vakit ayıramaz.

Kurutulursa sertleşir, unu çekilebilir.
Başlık ResmiKurutulursa sertleşir, unu çekilebilir.

NE TEĞMENMİŞ AMA

Gelgelelim HMS Bounty’nin kaptanı Teğmen William Bligh mevzuya bizzat ve şahsen el atar (1787). On ay süren deniz yolculuğundan sonra Tahiti’ye ulaşır, ne yazık ki fide mevsimi geçmiştir, artık bir başka bahara. Gidip dönmek yerine postu adaya yayar. Ekibindeki bahçıvanlar beş ayda binden ziyade ekmek ağacı fidesi toplar. Bu arada mürettebat yan gelir yatar, keyfine bakar. Haydi kalkın dönüyoruz denildiğinde homurdanırlar. Nitekim yolda kazan kaldırır, komutaya el koyarlar. Kaptanı ve taraftarlarını bir sandala bindirip açık denize salar, fideleri atarlar suya. Ver elini Tahiti. Tatile devam.
Bligh ve adamları bata çıka bir limana varır, kurtulurlar.
İki yıl sonra, Bligh’in ikinci ekmek ağacı seferine çıkar. Bu defa topladığı fideleri Batı Hint Adaları’ndaki Vincen botanik bahçesine diker. Sonra dağıtır Dominika, Trinidad ve Guyanalara.

Kızartılırsa tereyağı sürülebilir.
Başlık ResmiKızartılırsa tereyağı sürülebilir.

ÂDETA HAZIR GIDA

Ancak koloni halkı mütereddittir, mübarek nebata bir şey dedikleri yoktur da proje kölelikle alakalı olunca...
İlerleyen yıllarda bağımsızlıklarını kazanır ve mutfak kültürünün temeline ekmek ağacını koyarlar. Mesela Jamaika.
Fransızlar ise Mauritius’taki Pamplemousse Botanik Bahçesi’nde farklı türleri yetiştirir. Fideleri Karayiplerdeki kolonilere yollar (1780). Bilhassa yerlilerin “kelkele” dedikleri çekirdeksiz ekmek ağaçlarını Martinique, Guadeloupe ve Cayenne, Fransız Guyanası’na taşırlar. Günümüzde Afrika, Avustralya, Güney Amerika, Hindistan ve Güneydoğu Asya’da 90 ülkede yetiştirilir. Hassaten Antiller, Malezya ve Endonezya’da...
Hind Okyanusu ve pasifik adalarında bilinir, yenilir, Polinezyalı denizciler yanlarına almadan açılmaz okyanusa.

Sallaca
Başlık ResmiSallaca

DUTLA AKRABA

Ekmek ağacı aslen dutgiller familyasına mensuptur, mahalli lisanda “ulu” derler ona.
Ağaç yerini severse çınar gibi büyür, yüksekliği 25 metreyi aşar, gölgesi koyudur, halı gibi yayılır sağa sola. Her iki cinsiyetten çiçekler aynı bünyede bulunur; süngerimsi çekirdeğe bağlı minik tomurcuklar patlar. Meyve önceleri açık yeşildir, kabuğu pütürlüdür, olgunlaştıkça koyulaşır, sonra kehribar gibi sararır, kavunu andırır, tatlanır, ballanır, beş kiloya varır. Olgunların etli kısmı kremsidir, kaşığa gelir, vitaminden yana fevkalade zengindir.
Yeşilken unlu, nişastalıdır, patatese benzetilir. Fırına atılınca kumpir olur, koku ve dokusuyla ekmek hissi verir. Haşlanarak da, közlenerek de yenir. Dilimlenip, güneşte kurutularsa sertleşir, öğütüp un yapabilirsiniz. Sonrası size kalmış, istersen hamur tut fırına at, istersen bulamaç akıtma yap.
Yaprakları da yenir. Issız bir adaya düşenin üç isteğinden biridir.

Karambola
Başlık ResmiKarambola

SÖRF VE KANOLARDA

Odunu kâğıt imalinde, kerestesi ev eşyası ve kano yapımında kullanılır. Canlı ağacın gövdesine çizik atarsınız ağlar, beyaz bir sıvı sızar. Bu mayii bazı cild hastalıklarına iyi gelir. Sakız gibi yapışır, cam gibi donar, onunla sandal deliklerini kapatır, kalafat yaparlar.
Ahşabı güçlü, elastik ve hafiftir. Dokusu sıkıdır böcek tutmaz, termit ney barındırmaz, bu yüzden mobilyada tercihe şayan. Son derece hafif olduğu için kano ve sörf yapımında aranır ısrarla. Kabuk lifleri fevkalade dayanıklıdır, dokunmaya uyar, halat yaparsanız hayli işinize yarar.
İnternette “ekmek meyvesi şuna iyi gelir buna iyi gelir” gibi bilgiler dolaşıyor. Kalp ve damardan tutun, mide ve bağırsaklara...
Biz sadece günlük ihtiyacımız olan lif miktarının yarısını ve C vitamininin tamamını karşılar demekle kifayet edeceğiz, haddimizi aşmayacağız, girmeyeceğiz hekimlerin sahasına...

İrfan Özfatura'nın önceki yazıları...

Mongasten
Başlık ResmiMongasten
Kewano
Başlık ResmiKewano
Guava
Başlık ResmiGuava
Çiku
Başlık ResmiÇiku
Rambutan
Başlık ResmiRambutan
Pepino
Başlık ResmiPepino
Liçi
Başlık ResmiLiçi
Papaya
Başlık ResmiPapaya
Çarkıfelek
Başlık ResmiÇarkıfelek