Bir semte adını veren Pazar tekke şirket merkezi oldu, artık ziyaret zor, türbe bakımsız ve perişan
İstanbullular iyi bilir İETT otobüsleri ve tramvaylar Topkapı’dan Sur içine girdiler mi araç içi kolonlarda "Pazartekke" ikazları çınlar. Durağa yaklaşırken tekrar eder Pazartekke… Pazartekke…
Durakta indiniz yarısı İETT garajı içinde kalmış bir mescit görürsünüz ki vatandaş onu Pazartekke bakiyesi sanır. Halbuki o Mustafa Çavuş Mescidi olup eski bir kiliseden çevirmedir. Mahallelinin tabiriyle Manastır Mescidi.
Pazar Tekke ise caddenin sur dışına çıkan yönünde Kürkçübaşı Camii şerifinin yanıbaşında.
Yani Millet Caddesi ile Pazar Tekkesi Sokağı arasında. Bir zamanlar Shell benzin istasyonu vardı hatırlarsınız işte tam da orada pompaların arkasında. İstasyon faal iken girip ziyaret edebiliyorduk, şimdi Tekkeye Endüstri Holding yerleşmiş duvar örmüş, dikenli telle çevirmiş, kameralar yerleştirmiş, köpek salmış hatta.
Ben kapıdaki güvenlikçi arkadaşlara "ziyaret edebilir miyim" diye sordum, biraz bekletip birini çağırdılar, onun refakatinde türbeye girdim, işi aceleydi bekletmemek için bir Fatiha okuyabildim anca.
İçeride keskin bir küf kokusu vardı, sanırım uzun zamandır kapı pencere açılmamış, ahşap tavan acilen elden geçmeli çatlamış çökebilir Allah muhafaza.
Caddeye paralel seyreden arka sokaktan fotoğraflarını çektim sanırım eskiden oradan girilip çıkılıyordu şimdi kapı duvar. Ahşaplar çürümüş, boyalar dökülmüş, demirler pas içinde. Çok bakımsız, tek kelimeyle perişan.
Bu arada kaynaklarda adı geçen Nermidil Kalfa Sebili de buhar olmuş, kitabesini yapıştırmış yakıştırmışlar alakasız bir duvara.
ÖNEMLİ BİR MERKEZ
Revnakoğlu’nun yazdığına göre Zikrolunan mekân Halvetî tarikatının Sinanî koluna bağlı üç tekkeden biridir. Selanik’te aynı adı taşıyan bir kardeşi vardır o yıllarda. Mazisi 16. YY’a dayanır. 1552-53 yıllarında Kâtip Mehmed bin Mustafa tarafından, Şeyh İbrahim Ümmî Sinan'ın damadı ve halifesi Harirî (ipekçi) Mehmed Efendi hazretleri için yaptırılır hayrına. Mehmed Efendi 130-140 yıl kadar yaşar, 90 yıl bu tekkenin şeyhliğini yapar dile kolay.
Cumaları Kürkçü Camiinde vaaz ve nasihatte bulunur halka. Uzaklardan gelir dinler, müstefid olurlar. Mübareğin kitabı Makamat Milli Eğitim Yayınları arasında yer alır devlet eliyle basılıp dağıtılır.
Sonra Ümmi Sinanzadeler gelir, vazife alırlar.
Tekke’de Pazartesi geceleri (Pazar günleri) zikre oturulduğu için adı Pazar tekke kalır, yoksa çarşı Pazar yoktur civarında.
İstanbul’un önemli tekkelerinden biridir her hafta 8 koyun kesilir misafirlere 60 çift fodla ekmek ikram edilir.
UNUTULMAZ İSİMLER
Türbede tekkenin banisi Kâtip Mehmed Efendi'ye, Harirî Mehmed Efendi ile sonra posta oturan şeyhlere ve bunların zevcelerine ait 8 ahşap sanduka var. Harirî Mehmed Efendininki diğerlerinden daha büyük tutulmuş ve oymalı ahşap parmaklıklarla kuşatılmış.
Abdülaziz Han ve 2. Abdülhamid Han bizzat sahip çıkar, tamir ve tadilattan geçirir tahsisat ayırırlar.
Dahiliye Nezareti'nin 1885-86 tarihli istatistik cetvelinde burada 10 kişinin yaşadığı yazar. Maliye Nezareti'nin 1910 tarihli Taamiye Defteri'nde ise yılda 1.728 kuruş tahsisat ayrıldığı ve şu kadar okka et istihkakı olduğu düşülür kayda.
Cihan Harbi yıllarında tekkede askerler kalır bu arada kütüphanesi harap olur. Cumhuriyet döneminde tekkenin son şeyhi olan Mustafa Galib Efendi ve ailesi ahşap konakta ikamet eder. Şeyhin torunu Galip Jabban 1950'lerin sonlarına doğru harem ve selamlık bölümlerinin yerine Shell benzin istasyonu kurar, tevhidhaneyi işyeri olarak kullanmaya başlar.
Şu anda Endüstri Holding’in merkezi, haliyle elinizi kolunuzu sallayıp giremiyorsunuz mekâna. Ancak arkadaki tarihi kapı battal, istenirse pek ala açılabilir yeniden meşale olur halka.
Bu arada elden geçirilse iyi olur acilen bakıma ihtiyacı var. Böyle giderse çürür çöker üzülürüz sonra.

