Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu cümlesinin altını kalın bir çizgi ile çizelim: “Daha büyük başarı hikâyeleri yazacağız…” Türkiye, Savunma Sanayiinde yeni dönemin kurucu ülkesi. Savaş konseptini dönüştürüyor!
Son günlerin en aktüel konusu, Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Fuarı yani SAHA EXPO 2026… Türkiye hakikaten 2026’da SAHA’ya çok güçlü çıktı… Dün fuarı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Savunma Sanayiinin yıldızının parladığını ifade ederek, “Daha büyük başarı hikâyeleri yazacağız…” dedi. Türkiye sadece silah üretmiyor, bununla birlikte savaş konseptleri de geliştiriyor. Erdoğan’ın şu ifadeleri oldukça dikkat çekici: “Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye'dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, SİHA'sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede, kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir…”
263’ü uluslararası firma olmak üzere, toplam 1763 şirketin iştirak ederek ürünlerini tanıttığı SAHA 2026’ya 120 ülkeden katılım var. İlk dört günde 8 milyar Dolarlık yeni iş hacmi bağlantıları gerçekleşti… En az iki yüz bin kişinin ziyaret etmesi beklenen fuarda yüzlerce ürün sergileniyor. Bunların içinde iki yüzden fazla yeni ürün yer alıyor… Erdoğan’ın dün bir kere daha hatırlattığı üzere, geçmişte önümüze çıkarılan engelleri, zorlukları ve nice nice ambargoları aşarak, onlara karşı direnilerek bugünkü duruma gelindi. Türkiye bir seksen yıl kaybettikten sonra, nihayet “Dışarıdan almak daha kolay ve ucuz…” yanlışını geride bıraktı. Evet, “Siz tarım ülkesisiniz, tarıma ağırlık veriniz. Biz size silahları, sanayi ürünlerini ucuz veririz. Yedek parça derdiniz de olmaz…” gibi masallarla oyalanan Türkiye yok artık. Peki ne var? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yukarıda özetlediği büyük başarıları ortaya koyan bir Türkiye var…
Son dört-beş gündür, âdeta YILDIRIMHAN füzesi ile yatıp kalıyoruz… SAHA 2026’nın kesinlikle en büyük sürprizi olan ve bütün ezberleri bozan bu füze, hiç şüphesiz düşmanlarımızın uykularını fena hâlde kaçırmış bulunuyor… Daha önce huysuzlukları ile maruf bir komşumuza, kısaca bir mesaj vermek için, TAYFUN füzesi ile yapılan 561 kilometrelik atış testi epeyce gürültü koparmıştı. Ardından TAYFUN Blok4 ile bu menzil iki bin kilometrenin üzerine çıkarılarak, her fırsatta Türkiye düşmanlığını kaşıyan başka adreslere de yeterince güçlü bir mesaj verilmişti. Ama bu defa SAHA 2026’da, Türkiye öyle bir güçlü çıkış yaptı ki, kimsenin diyecek bir şeyi kalmasa gerek. Bunun anlatımı kısaca YILDIRIMHAN füzesidir!.. Altı bin kilometre menzilli ve üç ton harp başlığı taşıma kapasitesine sahip bu füze, Türkiye’nin caydırıcılığını tahminlerin çok ötesine taşımıştır. Caydırıcılık mefhumunu iyi anlamalıyız… Sizdeki büyük gücü görünce, aklından husumet düşüncesini geçiren düşmanlarınızın yeniden ve tekrar tekrar düşünerek herhangi bir maceraya girişme cüretini göstermemesi… Zira böyle bir durumda başına ne geleceğini bilir ve ona göre ayağını denk alır… Hâsılı YILDIRIMHAN füzesi, Türkiye’yi bölgesel güç konumundan küresel aktör seviyesine çıkarmıştır. Altı bin kilometre menzil demek, Avrupa’nın ve Orta Doğu’nun tamamı, Kuzey ve Orta Afrika, Rusya’nın büyük bir kısmı dâhil Asya’nın derinliklerine, Hindistan’a ve Çin’in Batı kesimlerine kadar erişim demektir. Nokta!..
Savunma ve güvenlik alanında çalışan iddialı uzmanlar için de büyük sürpriz olan, YILDIRIMHAN projesini hayata geçiren Türkiye’nin elbette, henüz ifşa etmediği başka projeleri de vardır. Nitekim Millî Savunma Bakanlığı kaynakları, bu mealde açıklama da yaptı.
MSB AR-GE hakikaten çıtayı çok yükseğe koydu… Sadece YILDIRIMHAN füzesi değil, GÜÇHAN TURBO-FAN (42.000 lbf) Jet Motoru ile ONUR TURBO-ŞAFT helikopter motorunu da sahaya sürdü… Aynı şekilde füze yakıtını da kendimiz elde edip stoklama kabiliyetine sahip durumdayız. Bütün bunlar “Daha büyük başarı hikâyeleri yazmak” için verilen işaretler… Şüphesiz bu başarılarla milletçe iftihar ediyoruz. Bundan on yıl önce (2015) savunma sanayii ihracatımız sadece 1,6 milyar dolar iken bugün bu rakam 10 milyar doların üzerine çıkmış bulunmakta. Türkiye bir taraftan kendi savunmasını güçlendirip bu sahada tam bağımsızlık seviyesine gelirken, yüksek teknoloji alanında ulaştığı başarıyla başka ülkeler için cazip bir pazar hâline geliyor. Türkiye yeni savaş ekosistemleri geliştiriyor. Mesela sürü hâlinde taarruz etme kabiliyetine sahip, otonom hava, kara ve deniz sistemlerinden oluşan yeni nesil savaş ekosistemi… Öteden beri Ege Denizi'nde huzursuzluk çıkarmak için didinen, bu konuda Fransa’dan İsrail’e kadar her kapıyı çalan Yunanistan, Türkiye’nin insansız deniz aracı TUFAN ile çıtayı çok yukarılara koyması karşısında paniklemiş vaziyette… Yunan medyası âdeta alarm veriyor! Sadece Yunanistan değil elbet, Fransa ve İsrail ve diğerleri de olmak üzere, Türkiye’nin güçlenmesinden rahatsız olan epeyce başkent, fena hâlde kıvranıyor. Ama yapacakları fazla bir şey yok. Neticeyi hazmetmek zorunda olduklarını biliyorlar. Lakin onlar da boş durmayacaklar. Dememiz o ki, Türkiye’nin başladığı yüzlerce projeyi sonuna kadar götürebilmesi için dikkatli, tedbirli olması lazım…

