Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Beka ve milli güvenlik meselesi
0:00 0:00
1x
a- | +A
Beka ve milli güvenlik meselesi
Başlık ResmiBeka ve milli güvenlik meselesi

Bir toplumun temel direği nedir?

Bu soruya verilecek cevap ailedir.

Peki ailenin temel direği nedir?

Çocuklarımız ve yaşlılarımız...

Çocuklarımız geleceğimizin teminatı…

Yaşlılarımız da tecrübe abideleri…

Yol göstericilerimiz, varlık sebebimiz.

Bunlar geçmişle gelecek arasındaki köprülerimiz…

Bu vesile ile iki toplantıdan bahsetmek istiyorum.

Aile Bakanlığı’nın organize ettiği ilk toplantı:

Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması’na yönelik.

BM ve UNICEF’nin iş birliğiyle gerçekleştirildi.

Toplantıda benim dikkatimi çeken konuşma ise…

Çocuk temsilcisi Eda Nur Karaca’nın söyledikleriydi.

Dijital Dünyanın faydalarını da anlattı.

Verdiği zararları, tehlikeleri de dile getirdi.

Neler söyledi bir göz atalım:

“Bizim kuşağımız için dijital dünya bir seçenek değil, bir yaşam alanıdır. Biz burada öğreniyor, burada iletişim kuruyor, burada kendimizi ifade ediyoruz. Dijital dünya; eğitim hakkımızı kullandığımız, fikirlerimizi paylaştığımız ve kimliğimizi geliştirdiğimiz dinamik bir alandır. Ancak aynı zamanda bu alan, biz çocuklar için her zaman güvenli değildir. Dijital dünyada, çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek çeşitli riskler bulunmaktadır. Koruma ve özgürlük dengesi birlikte düşünülmelidir. Bizimle ilgili alınan kararlarda, bizim görüşlerimize de yer verilmelidir.”

Eda Nur’un dediklerine katılmamak mümkün mü?

Emine Erdoğan Hanımefendi de konuşmasında, ailelere çağrıda bulunurken;

Çevrim içi istismarlara dikkat çekti:

“Yapılan araştırmalar, küresel ölçekte yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını göstermektedir. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede bire kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu gizli salgının boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden koruyarak güçlü ve bilinçli bireyler olarak yetiştirmek istiyorsak, bunu ailelerle el ele vererek başarmalıyız. Dijital ortamları güvenli hâle getirmenin bir diğer yolu da güçlü aile içi iletişimdir. Aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın zorlukları karşısında en güvenli sığınağımızdır.”

Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın dediği gibi:

Dijital dünya büyük imkânlar sunuyor. Bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Öğrenme fırsatlarını çeşitlendiriyor. Çocukların yeteneklerini görünür kılıyor.

Fakat aynı alan;

Zararlı içerik ve manipülasyon gibi…

Çok katmanlı riskleri de beraberinde taşıyor.

Bu riskler, çocuklarda yalnızlaşmayı derinleştiren ve depresif etkiler doğuran, ağır sonuçlara yol açabiliyor.

***

TBMM’den geçen Sosyal Medya düzenlemesi, inşallah çocuklarımızı musibetlerden koruyacak, manipülasyonlara, yönlendirmelere set çekecektir. Türk ailesini hedef alan oyunları bozacaktır. Kültürel yozlaştırmaların önüne geçecektir.

Tabii görev sadece devlete, ailelere düşmüyor.

Hizmet sunucuları, eğitim camiası hukukçular, sivil toplum kuruluşları, ilgili kurumlar, kuruluşlar... Toplumumuzun her bir ferdi sorumluluk altında.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırıları… Topyekûn seferberliğimiz için yeterli bir sebep… Yeter ki ders almasını bilelim.

***

İkinci toplantımız da yaşlılarla ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz...

“İkinci Yaşlılar Şûrası"nın kapanışında konuştu.

Kanayan yaramız doğurganlığın düşmesine, çocuk ve genç nüfusumuzun azalmasına;

Yaşlı nüfusumuzun artmasına yönelik kaygılarını zikretti:

“65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10'u aştığında o ülke artık çok yaşlı ülke kategorisine girmiş oluyor. TÜİK tahminlerine göre demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse 2025 yılında bu oran yüzde 11,1'e çıkacak, 2030'da yüzde 13,5'e, 2100 yılında ise neredeyse nüfusumuzun üçte birine ulaşmış olacak."

Bu rakamlar hiç iç açıcı değil… Büyük tehlikelerin işaretçisi.

Ekonomiden şehir planlamasına, aile düzeninden kamu hizmetlerine kadar her alanı yeniden tanımlayan, tarihî bir değişime ihtiyacımız var.

İlk Şûra 2019 yılında yapılmıştı. Aradan 7 yıl geçti, bu sürede de;

Dünya değişti, hayat şartları değişti.

Değişen şartlara uyabilmek açısından…

Bu sürenin kısaltılmasında fayda var.

Bu arada yaşlılık sadece bizim meselemiz değil.

Dünya da arayış içerisinde.

Şu rakamlar korkunç gerçeği ortaya koyuyor:

60 yaş ve üzeri nüfus 2030’da 1,4 milyara, 2050’de ise 2,1 milyara ulaşacak.

Yukarıdaki satırlarda hep olumsuzluktan bahsettik.

Ama şu gerçeği de unutmayalım…

Yaşlılarımızı da korumak, huzur içinde yaşamalarını sağlamak…

Ailelerimizin olmazsa olmazı.

Devletimizin de vazgeçilmezi.

Devlet öncelikli hedef olarak görüyor yaşlılara yönelik yapılacak düzenlemeleri…

Aile Bakanı Mahinur Hanım’ın verdiği bilgiye göre:

Aile dostu şehirler ve yaşam alanları oluşturulacak. Evde bakım ve gündüz bakım hizmetlerini yaygınlaştırılacak. Sağlık ve sosyal hizmet entegresyonunu güçlendirilecek. Aktif yaşlanmayı destekleyen politikalar hayata geçirilecek. Aile yapısı güçlendirerek nesiller arası dayanışma arttırılacak...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aileye verdiği önemi anlatmamıza gerek yok zaten hepiniz biliyorsunuz:

Aile kurumunun korunmasına, ailevi değerlerin muhafazasına “Milli güvenlik ve beka meselesi” olarak bakıyor.

Kısaca hatırlatmış olalım istedik...

Akif Bülbül'ün önceki yazıları...