Bizde yaygın bir tabir vardır. Aklıma yattı, yatmadı hikayesi..Söyledikleri belki hiç aklınıza yatmadı. Aklınıza yatanlar ne yaptı o ayrı bir konu. Ama konuşmalarıyla sizi güldürdü, rahatlattı, öfkenizi boşaltmanıza yardımcı oldu. Bu tarafı da benim kafama takılmıştı. Dün dosyalara gözatarken seçimlerden hemen önce kamuoyuna açıkladıkları eylem planına gözüm takıldı. Yapılabilirliği bir tarafa, bu acil eylem planında sıralanan maddeleri Türkiye''nin ortalama seçmeni belki on sene sonra anlayabilir hale gelecektir. İşin talihsizliği de burada. On yıl söylenebilecek şeyleri bugünden anlatmak. Ben bunun bir örneğini yaşamıştım. 80''li yıllarda Devlet Bakanı Tınaz Titiz''in anlattıklarının ne anlama geldiğini mübalağasız on yıl sonra anlayabildim. Bakın Tibuk''un vaadleri arasında, "size yollar köprüler yapacağım, emekli maaşlarınızı arttıracağım" gibi alışık olduğumuz vaadler yokmuş. ¥ Cumhuriyetten beri ekonomimiz kaynak sıkıntısı çekmektedir. Ama sermayeye düşmanca davranılarak olan kaynak da kurutulmuştur. ¥ Biz bütün ülkeyi finansal serbest bölge ilan edeceğiz. Bankacılık çalışanların gelir vergileri dahil 25 yıl vergiden muaf tutulacaktır. BBDK tasfiye edilecektir. Bankaların mevduatı hazine garantisinden çıkarılacaktır. Vergi muafiyeti ile 2-4 milyar dolar gelir kaybı olacaktır ama ülkeye ciddi para akışı sağlanacağı için sadece iç borç faizlerinden sağlanacak tasarruf 20 milyar doları bulacaktır. ¥ Stratejik sektörler tamamen vergiden muaf tutulacaktır. Bunlar; finansman, ulaşım, sağlık, eğitim ve kültür sektörleridir. Gelir ve kurumlar vergisi yüzde on olacaktır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının lisansla özel sektöre devri..Askeri harcamaların yarı yarıya azaltılması..Kabotaj kanununun kaldırılması..Ordunun profesyonelleştirilmesi..Zaman içinde konuşulur hale geldi..Ama belli başlı sektörlerin, hele bankacılığın vergiden muaf tutulması hep çılgınlık olarak görüldü. Milli Eğitim Bakanlığının 15-20 kişilik kadrosu denetleyen konumuna getirilmesi, bütün okulların satılması, belediyelere devri gibi teklifleri Karadeniz fıkrası gibi dinlediler. Dinledik. Hiç olmazsa kayda geçelim, ömrümüz olursa 5-10 sene sonra alıcı gözle bir daha bakar, yadederiz.
İSHAK ALATON''DAN
"İster genç olun ister yaşlı yaşınızla barışık değilseniz ihtiyarsınız demektir. Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır. Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur. Herhalde iş adamı olduğum için.
Ben, "paranın iki kişiliği vardır" derim.
a.. Birincisi para bir değiş tokuş aracıdır. Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta saglık(hizmeti) satın alabilirsiniz.
b.. İkincisi ile gelecek korkusunu yenersiniz.
c.. Ama para ötesi para-üstü bir konu daha vardır bunu parayla satın alamazsınız. Bunun adı zevk ve keyiftir. Zevk almak, keyif duymak ancak KÜLTÜR ile mümkündür.
.... Aşk ve sevgi zaten bedelsiz. Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız güneşi kaç paraya batırabilirsiniz? Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir?
Kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz. Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür. Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin. Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama ölüm nüfus kağıdı sormuyor. Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmek. Fidanları dikmeye başladım bile. Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup ceviz verirmiş. Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım. "
SİLÂHA
SARILMAK Iraklı askerler, "Maaşlar ödenmezse silaha sarılırız" diyorlarmış. Bir albay, Askerler de silahlarını saklıyorlar. Amerikalılar hoş olmayan sürprizlerle karşılaşabilir" demiş. Kimbilir, belki maaşlarının hayrına vatanlarını da kurtarırlar. Veya vatanı kurtaramadık, hiç olmazsa maaşı kurtarmak için savaşalım da diyebilirler. Amerikalıların eli ayağı birbirine karışmıştır.

