Kaydet
a- | +A

Ben; yasama, yürütme, yargı ayrımını, okul kitaplarında kuvvetler ayrılığı denen şeyin bizim sistemde nasıl sağlanacağını -veya sağlandığını- bir türlü anlayamıyorum. Seçim yapıyoruz, bir parti iktidara geliyor..Yani önce meclis teşekkül ediyor. Sonra Cumhurbaşkanı meclis üyelerinden birine hükümeti kurma görevi veriyor..Ona da yürütme diyorlar. Abi yürütmenin başı kim, hadi fiilen Başbakan.. Yasama''nın başı kim..Yasamanın başı yok..Ama fiilen var. Başbakan aynı zamanda meclis çoğunluğunun da genel başkanı. Bu durumda yasama ile yürütmeyi birbirinden nasıl ayıracaksınız. Kanun koyucu denildiği zaman nereyi hatırlayacaksınız..taslağı yürütme hazırlayacak, yasama onaylayacak. Yürütme hayır deyin, diyecek..Yasama hayır diyecek.. Evet deyin diyecek, diyecek..Evet diyecek.. Çok partili hayatta geçtiğimiz yıldan bugüne 50 yılda yürütmeye rağmen evet, yürütmeye rağmen hayır diyen yasama için kaç örneğiniz var..Benim aklıma gelen iki.. Biri Demirel hükümletinin bütçesine hayır diyen meclis..Ki o tarihten sonra parti bölündü..Öbürü de Son tezkere örneği..Onun bile yürütmeye rağmen olduğuna hâlâ ikna olabilmiş değilim. Söylemek istediğim şu: Kuvvetler ayrılığı vardır demek fiili durumu değiştirmiyor. 50 yıldır beceremediğimiz işte niye ısrar ediyoruz..Bir tarafta cumhurbaşkanı, öbür tarafta hükümet..Öbür tarafta meclis..Öbür tarafta yargı..Öyle böyle hepsi içiçe girmiş. Karar mekanizmaları çetrefil..Şu işi bünyemize uydurmaktan niye korkuyoruz? Bizim de bir tane devlet başkanımız olsun, biz de kime kızıp kimi seveceğimizi bilelim. Hiç olmazsa böyle günlerde tek yere kulak kabartıp, tek yer için kenetlenelim.

YÜZDE 2.5

Ağız alışkanlığı olduğu için hep 1.5 milyon diyoruz. Her sene 1.5 milyon gencimiz üniversite kapısına dayanıyor. Bu işlere uzak olan velilerimiz zannediyor ki, lisede herkes çok iyi eğitimden geçirilse liseden her mezun olan üniversiteye girebilir. Bu işi göstermelik değil de namuslu yapmaya kalkışırsanız yılda en fazla 300 bin kişiye üniversite eğitimi verebilirsiniz. 1.5 milyonu en iyi şekilde eğittiniz..Hepsi de başarılı oldu..Kaç kişi girer üniversiteye..En başarılı olan 300 bin kişi..Ortaöğretimdeki eğitim kalitesini iki katına çıkardınız, üniversiteye giren sayısı değişir mi? Değişmez, yine 300 bin kişi girer..Eğitim kalitesini dört katına çıkarınca giren sayısı değişir mi? Yine değişmez.. Peki bu durumu ana babalara anlatmanın bir faydası olur mu, olmaz. Ana babaların ekseriyeti için çözüm tektir: Okul okul olsa çocuğumu üniversiteye girecek şekilde yetiştirir..Üniversite üniversite olsa çocuğum oradan başarıyla mezun olur..Oysa gavur, okuma çağındaki çocuklarının yaklaşık yüzde 2.5''unu bir kefeye, 97.5''unu da öbür kefeye koyar..Yüzde 2.5 ülkeyi çekip çevirmeye yeter. Biz 2.5''u heba ettiğimiz için 97.5 için de birşey yapamıyoruz..

YÜZÜK KÜPE BİLEZİK

Volvo, rüşvetten bezmiş, Türkiye''ye yatırım yapmaktan vazgeçmiş. Merkez ofisi için bir arsa almışlar, inşaat aşamasına gelmeden rüşvet isteyenlerden bıkıp usanıp bu işten vazgeçmişler. Biz Amerika''ya kafa tutmuş adamlarız..Elin Volvocusuna mı eyvallah edeceğiz? Kaldı ki herkese eşit davranıyoruz..Türklerden aldığımız rüşveti yabancılardan niye almayalım? Onlar üç kuruşluk yatırımdan vazgeçerse biz de beş kuruşluk yüzük küpe toplarız.

ÖNE ÇIKANLAR