Açın, anlayabildiğiniz kadarıyla mevzuatı karıştırın bakalım, nasıl bir sonuca varacaksınız?
İçişleri Bakanı gerekli, görürse bir telefon emriyle herhangi bir ildeki jandarma alay komutanını görevden alabilir mi? Emniyet müdürünü alabiliyor da alay komutanını neden alamıyor? O şehrin valisi, "hizmetleriniz için teşekkür ederim; artık sizinle çalışmak istemiyorum" diyebilir mi? Birlikte çalışacağı jandarma komutanını seçebilir mi? Bizde her türlü çarpıklığın tek satırlık açıklaması var: Bizi Avrupa ülkeleri ile kıyaslamayın. Şartlarımız özel. Hep olağanüstü günler yaşıyoruz. Böyle bir günde bu konu konuşulur mu? "Olağanüstü günler"i alt alta topladığınız zaman 80 sene ediyor.
80 senedir bu konuları konuşacak olağan günümüz olmadı. ... Anayasa dediğiniz şey nedir? Teorik olarak bu ülkede yaşayan insanların bir araya gelerek, biz toplanıp aramızda karar verdik ki ile başlayan mutabakat metinleri değil midir? Peki neden toplanıp karar veremiyoruz? Hadi 24 anayasası o günün şartlarında ister istemez olağanüstü dönemde hazırlandı. 61 anayasasında niye dahlimiz yok? 82''de niye yok. Daha geçen sene değiştirmeye yeltenip bir taslak hazırlattılar.. Hazırlayanların da, hazırlatanların da analarından emdiği süt burunlarından getirildi. Sanki bir iş yerinde sendika ile patron pazarlık ediyor. Sendika üyeleri millet.. Yürütme ile yasama sendika yöneticisi. İleri geri konuşanlar da işveren (patron) temsilcisi. Siyasi partiler kanununu açın okuyun. O kanunlardan toplumun farklı kesimlerini temsil edebilecek siyasi parti çıkar mı? Şöyle çıkar: Anadoluda memurların ve öğretmenlerin genelde küçük birer işyeri vardır. Hepsi eşlerinin üzerinedir. Kanun eşlerinin o işi yapmasına engel değildir. Gelip soran eden olursa eşimin, der, ziyarete geldim, der.. Ama herkes bilir ki o dükkan o öğretmenindir, o müezzinindir, o memurundur. Tıpkı eski RTÜK kanunu gibi. Kanunun eski hali bir işverenin bir televizyonda yüzde 25''ten fazla hisse sahibi olmasına engeldi. İşverenler de çaycısını, kapıcısını, çalışanını hissedar yapardı. Ama herkes hangi kanalın kimin olduğunu bilirdi. Fiili durumla resmi durum örtüşmezdi. Bizde eğitimde, vergide, particilikte, demokraside, hiyerarşide aynı sahtekarlık var. Yazılı metinlerle fiili durum örtüşmüyor. Bu hepimizin sahtekarlığı. Bazen şu tarafın işine yarıyor, bazen bu tarafın. Top karşıya geçince bu taraftakiler ağlıyor, bu tarafa geçince öbür taraftakiler. Patron da (kimse o) kumarhane sahibi gibi her halukarda kazanıyor. Bazılarının diline dolayıp alay ettiği o açılımdan sonra kademeli olarak bu sahtekarlıklardan da kurtulacağız. Resmiyetle fiiliyat daha çok örtüşecek. İnsanlar iki yüzlülükten kurtulacak.

