Daha düne kadar AB ile ilişkiler konusunda bahar havası yaşıyorduk.
Hain Avrupalılar bizim çok hassas olduğumuz yaralarımızı kaşımağa başladılar. Ege dediler, Kıbrıs dediler, idam dediler, Kürtçe televizyon dediler, Kürtçe eğitim dediler.. Ler, ler, ler... Soru şimdi başlıyor: Size göre dedikleri herşeyi kabul etsek.. Alın size Kürtçe televizyon, eğitim hakkı, idam cezasının kaldırılması, Kıbrıs''ta istediğiniz çözüm, Ege''de "Nasıl isterseniz abi", düşünceye serbestlik, karakollar şeffaf vs.. Ve kabul ettiklerimizi yapsak.. Onlar da bize, "Aaa, siz ne iyi ülke imişsiniz. Buyurun gelin, sizi AB''ye alıyoruz" derler mi? ..... Aslında bu soruyu size değil, konuştukları zaman yeri göğü inleten heybetli Türk büyüklerine sormam lazım. Bu işler gariban Türklere afra tafra satmaya benzemiyor. ..... Avrupalılar kötü adamlar. Onlar bizim kötülüğümüzü istiyor. Bizi bölmek istiyor. Kıbrıs''ı elimizden almak istiyor. Bizi boğmak istiyor. Eee, o zaman orada ne işin var? Niye girmek için yırtınıyorsun.. Sen de onların kötülüğünü iste.. Sen de onları böl.. Sen de onları zor durumda bırak.. Biraz da onlar yırtınsın: Türkiye bizi yanlış anlıyor, desin. Biz Türkiye''nin dediği gibi kötü adamlar değiliz, desin. ..... Birileri, AB''nin dayatmasına başeğmeyiz, dedi. Onu anladık. 30 yıldır dinlediğimiz için anladık. Başımızı dik tutacağız. Sonra ne yapacağız.. Başımız dik olarak ne yapacağımızı anlayamadık. Etrafımız hep kötülerle dolu. İran kötü, Irak kötü, Suriye kötü, Rusya kötü, Ermenistan kötü, Yunanistan kötü.. Eeh işte Pakistan biraz iyi onun da başı kel. Amerika hem uzak hem söz dinlemi
yor. Küba fena değil.. AB''ye ve ABD''ye resti çekip Küba ile pakt kurabiliriz. ..... Strateji üretemiyoruz. Çok alternatifli düşünemiyoruz. Esnek değiliz. Korkularımızdan kurtulamıyoruz. Savunma mekanizmalarımız iç dinamiklerimizi hadım ediyor. ..... Her dediklerini yapsak bizi alırlar mı sorusunun cevabına gelince; ellerinden gelse bir gün bile beklemezler.
ANKARA''DAKİLERİN ŞİRKETİ Ankara''da devletin işletilmesine katkıda bulunan ne kadar isim varsa hepsini bir araya toplayın, ellerine iki trilyon lira sermaye verin, büyükçe bir şirket kurun, hepsini ortak edin, iki yıl da müddet verin.. Veya edin, verin, yapın, çıkarın yerine şöyle diyelim: Verseniz, kursalar, ortak olsalar, iki sene bekleseler ne olur? Şirketleri iki yıla kalmaz batar. Tek şartla batar: Şirketin Ankara ile bağı olmayacak. Yani kendileri eski yöneticilik imtiyazlarını ve arkadaşlıklarını kullanarak Ankara''da şirketleri adına iş takip etmeyecekler. Kendi işlerini kendileri yapacak. Devlet ihalesi alınmayacak. Her Türk vatandaşının geçtiği yollardan geçecekler. Bir seneyi doldurmadan batarlar.

