Eloğluna güven olmaz abi.. Adamı oyuna getirirler. Sadece oyuna değil, çeşmeye bile susuz götürüp susuz getirirler. Ne demiş atalarımız, büyük lokma ye, büyük laf etme. Sen yedi yılda sekiz tane zanlı yakala.. Hepsi de itiraf etsin, olup biteni detayları ile anlatsın.. Peki sekizinciyi ilk yediden ayıran fark ne? -Bu sefer tamam.. .... Gavur ülkesi olsa iş kolay.. "Önce ispat et, sonra gel beni rahatsız et" dersin. Ama burası öz be öz Türk vatanı.. Burada tersi çalışır. Onlar "Gel buraya" diyecek.. Sen yırtınıp didinip o anda orada olmadığını ispat etmeye çalışacaksın. Önce bi edeceksin, ııh, diyecekler. Sonra bi daha edeceksin yine ııh, diyecekler. Sonra mahkemeye gideceksin. Sonra itiraflarını reddeceksin. Sonra üç ay ,beş ay, onbeş ay yargılanacaksın. Sonra unutulacaksın. Sonra tutuksuz yargılanacaksın.. O arada başka birileri bulunursa paçayı kurtarıp şükredeceksin. .... İstanbul Emniyet Müdürlüğümüz veb sitesinde haklarımızı sıralamış. Birinci hakkımız konutumuzun dokunulmazlığı hakkıymış. Konutumuz dokunulmazmış ama kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla.. Aciliyyeti olan hallerde savcının, yoksa yardımcısının kararıyla konutumuza girilebilirmiş. İkinci büyük hakkımız konuşmama hakkıymış. Eğer istersek mahkemede bile konuşmama hakkımızı kullanabilir mişiz. Adam zaten mahkemeye kapağı zor atıyor.. Ah bir gitsem de konuşsam diyor..
Mahkeme safahatından önce bir hak var mı.. Varsa kullanılabiliyor mu? Üçüncü büyük hakkımız da avukat isteme hakkımızmış. Onun da bir sürü istisnası ve bir de fıkrası var: Adam, "Avukatımı istiyorum" demiş, karşısındaki de, "Gir ulan içeri" demiş, "Sen biraz fazla Amerikan filmi seyrettin herhalde"
.... Yazılı hukuktan kimsenin bir şikayeti yoktur.. Uygulama nasıl gidiyor, ona bakın. Tabi ki hepimiz eşitiz ama bazılarımız biraz daha eşitiz.

