Kaydet
a- | +A

Galiba bu iki başkanın özel bir görevi var. İkisi de partilerinin oy oranlarının artmasını engellemekle vazifeli.

Bu vazife nasıl verilmiş olabilir? Tehditle olabilir mi? Birileri senin partin asla yüzde 25'i, seninki de yüzde 13'ü geçmeyecek.. Tedbirlerinizi buna göre alın, buna göre konuşun, çok konuşun, hiçbir şey konuşmamış gibi yapın demiş olabilirler mi?

Yurttaşlık bilgisi kitaplarındaki tarife uygun olarak yapıcı muhalefet-yıkıcı muhalefet tasnifi yapacak değilim.

Zaten yapıcı muhalefet demek, çıtı pıtı televizyon ekibi gibi her icraatı maşallah diyerek takdir etmek.. Temennileri inşallah diyerek karşılamak değil.

Kaldı ki, bu iki parti seçime kadar hiç konuşmadan iktidar partisinin açıklamalarını dinledikten sonra maşallah deyip susup otursa asıl yıkıcı muhalefeti o zaman yapmış olurlar.

Bu halleriyle maşallah ekip hâlinde iktidar için çalışıyorlar.. Benim açımdan sakıncası yok da yırtınıp dövünenler affınıza sığınarak tepinenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Onları düşünerek hatırlatayım dedim.

Aradan geçmiş 30 sene hâlâ türban üzerine demeç veriyorlar. Artık tiksindirici.. Basiretleri bağlı değilse kesin oyları dondurmak gibi bir görevleri var.

...

Eskiden devlet politikası/hükümet politikası ayırımı vardı.

Unutmuşsunuzdur, "bu devlet politikasıdır" deyince partiler o işlere burnunu sokmazdı.

O gün pek aklımız ermiyordu da bugün geriye bakıp tahmin yürütünce devlet politikasıyla kastedilenin ne olduğunu anlayabiliyor muyuz?

Anlayamayacak ne var tabii ki askerdi, diyenler yanılır.

Asker, MGK üzerinden politika tespitinde etkili oluyordu da, belli konularda siyasiler önlerine konulan dosyanın dışına çıkamıyordu da.. der çoğunluğumuz.

Öyle çetrefil bir yapı kurulmuş ki, -o dönem için- asker üzerinden yürütülüyor görünüyordu.

Ben o günlerde şöyle bir örnek vermiştim. Daha fazlası söylenemiyordu. Demiştim ki bazı önemli kararlar var ki değil iktidarla muhalefetin yan yana gelmesi, devlet deyince aklınıza gelen isimler mutabık kalsa; komutanlar, genelkurmay başkanı, hükümet üyeleri, cumhurbaşkanı yine de o kararı çıkaramazlar. Ya suikast olur, ya birbirlerine düşürülürler.. Ya da kamuoyu ayaklandırılır.. Hiç olmadı ekonomik kriz çıkarılır..

Bugün dışımızdaki şartlara bağlı olarak şartlarımız değişti. Muhalefet hiç olmazsa temel konularda Demirel'in diline pelesenk ettiği, "bu devlet politikasıdır" dediği konularda hükümete destek olsa, temel tercihlerde tek ses olabilsek içerideki kavga biter.

Kürtlerle barış konusunda, Suriye konusunda, Irak konusunda, Kuzey Irak konusunda.. Her parti farklı bir cephenin perdesi gibi..

Türkiye'de derin devlet mi var.. Olsa ve uzantılarıyla ittifak halinde olsa, çok zarif ve ince usullerle hangi konuda nasıl düşünülmesi gerektiğini herkese anlatırdı.

Her işin arkasında asker var zannettiğimiz dönemlerde başkaları bu telkini asker üzerinden yapıyordu hiçbirimizin gıkı çıkmıyordu.

Kutsal bir görev sayıyorduk. Asker çekildi o saha boş kaldı.

ÖNE ÇIKANLAR