Dar bölge sisteminin olmazsa olmazı iki turlu seçimdir.
Dedikleri gibi Türkiye, milletvekili sayısı kadar seçim bölgesine ayrılır, her bölgeden bir milletvekili seçilir.
İsteyen herkes aday olur. Bir bölgede 70 kişi de aday olur, olabilir. En çok oy alan iki aday ikinci tura kalır, ikinci turda ittifaklar olur ve neticede seçilen adayın oyu yüzde 50'yi aşar.
Peki iki turlu olmazsa ne olur? En çok oyu alan aday seçileceğine göre bazı bölgelerde yüzde 25 oy alan bile seçilebilir. Sistem birinci partinin işine yarar.
Sonuçta o partinin Türkiye genelindeki oy oranı yüzde 40 olsa dahi parlamentodaki temsil oranı yüzde 70'e dayanır.
Bu iyi bir şey midir sorusuna cevabımız evet ise neden iyidir sorusuna da cevap vermemiz lazım. Yani ikna edici bir cevap.
Türkiye seçim sistemiyle o kadar çok oynadı ki, genelde çok oynayanların işine de yaramadı. Özal'ın da bu konuda bir iki hamlesi olmuştu derdine merhem olmadı.
965'te millî bakiye sistemine rağmen Demirel iktidar olmuştu. Rağmen ne demek? O sistemde oy oranı ile parlamentodaki temsil oranı birebir örtüşüyordu.
Yüzde 50'yi deviremeyen iktidar olamıyordu. O sistem, iktidar olamasın diye getirilmişti ama oldu.
Yani seçmenin meyli varsa sistem engel olmuyor. Yoksa dar, daraltılmış, baraj, nispi, hangi sistemi getirirseniz getirin ilaç olmuyor.
Dar bölge, iki turlu seçimle desteklenirse mükemmel bir sistem. Parti genel merkezlerinin hakimiyeti ortadan kalkıyor. Hatır gönül adayları (kontenjan adayları) dökülüyor.
Yasama hakikaten yasama oluyor. Parmak kaldırma birimi olmaktan çıkıyor. Başkanlık sistemine geçmeden bu sistem hiçbir siyasi partinin işine gelmez. Zaten başkanlık sistemine geçtikten sonra partiler de önemini kaybediyor. Ağırlığı kalmıyor. Eğer bizim muradımız aynı oy oranı ile biraz daha fazla milletvekili çıkarıp anayasa değiştirecek gücü elde etmekse, ters tepme ihtimali bile var. Seçim kanunundan medet ummak (veya umacak hâle gelmek) hoş karşılanmaz.
....
2007'de fevri bir hareketle ve can havliyle cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesine dair bir düzenleme yaptık. Arkasını önünü hesap edemediğimiz gibi 11. cumhurbaşkanının seçimine de yetiştiremedik.
Halkoyu ile seçilen bir cumhurbaşkanı ve parlamenter sistem.. Yan yana nasıl gelecek. Yolu belli: Ya yetkiler sınırlandırılıp iyice sembolik hâle getirilecek ya da yarı başkanlık sisteminin önü açılacak.
Partili cumhurbaşkanlığının önünün açılması bu işin meraklıları için başkanlık sisteminden daha geniş imkânlar verir. Başkanlık, yarı başkanlık sistemi için endişeleri olanlar için söylüyorum. Sıralama isterseniz en ehveni (sizin açınızdan) yarı başkanlık sistemi.
Yukarı çıkıp aşağıyı düzenlemek mi kolay, aşağıda kalıp yukarıyı düzenlemek mi?
Hâlâ aday yüzde 99 belli diyorlar. Ağız birliği etmişçesine.. Ben yüzde 1'in içindeyim.

