Kaydet
a- | +A

Rivayetler bizim için gerçeklerden daha cazip. Bergama ve altın deyince insanların aklında kalan ne var? Çizgili pijamasıyla yollara düşen adam. Bir firma orada siyanürle altın arıyormuş da, çevreyi katlediyormuş da, köylüler de yekvücut olup bu işe dur demiş. Bergama''da altın çıkarma olayı dahi cennet vatanımızın yapısını anlatmak için yeterli bir örnektir. Çizgili pijamalı adamdan sonra anlaşıldı ki, oradaki köylülerin çevreyi mevreyi dert ettikleri yoktur. Bazı yabancı şirketler ve vakıflar sırf ticari kaygı ile köylüleri maden çıkaran şirketin karşısına dikmiş.

Olayın detaylı seyrine ihtiyacımız yoktur. Bir taraf dava açmış, mahkemelerimizden biri altın çıkaran şirketin aleyhine karar vermiş, öbürü bozmuş, sendika bir tarafta köylüler öbür tarafta yer almış.. Ama bu kadar sene içinde bir hal yoluna konulamamış. Yeri gelince hepimiz söyleriz: Biz büyük bir ülkeyiz, devletiz, istihbaratımız var, stratejisyenlerimiz var, ülkemiz için kafa yoran büyüklerimiz var. Cami derneğinden bilmem nerede tekkeye kadar her yere uzananlar bu işe niye el atmıyor. Madem yabancı parmağı var usulüne uygun olarak müdahale edilsin. Mahkemeler, köylüler, orada yaşayanlara önderlik edebilecek insanlar bilgilendirilsin. Veya yine usulüne uygun bir açıklama ile "Yok öyle birşey, bunlar sıradan ticari çekişmelerdir, bizim sahamıza girmiyor, normal prosedür devam ediyor" denilsin. .... Şimdi de bizi bor rezervlerimizle yatırıp kaldırıyorlar. Rüyada darı ambarı görmek gibi birşey. Dünya rezervlerinin yüzde 80''i bizde imiş .. Mübarek olsun. Aslında trilyon dolarların üstünde yatıyormuşuz. Borla çalışan otomobiller yapılmış, bizim rezervlere yabancılar alavere dalavere el koyduktan sonra piyasaya sürülecekmiş. Uyanık olmalıymışız. Ben bir vatandaş olarak uyanık olup ne yapacağım? Gidip madenin üstünde mi yatacağım. Bu iş de, "Bütün bölgenin nabız atışlarını takip ediyoruz" diyen büyüklerimizin işi. Bizim böyle hikayelerle avunmamız onların işini kolaylaştırıyorsa bir diyeceğimiz yoktur.

EMİR FERMAN KAFASI

Eskiden tabii kanunlar derlerdi. Mesela deniz seviyesinde su 100 derecede kaynar. Kaynama derecesini değiştirmek için ya rakımı ya da basıncı değitirmeniz gerekir. Bunları yapmadan, emir ferman yayınlayıp, "Bundan sonra deniz seviyesinde sular 70 derecede kaynatılacaktır" derseniz ne olur? Veya kanun çıkarsanız? Su yine 100 derecede kaynar ama siz 70 farzeder, 70 ilan edersiniz. Peki bu inadın kime ne faydası var? Sadece fiziğin değil ekonominin de, sosyolojinin de tabii kanunları var. Öyle olmasaydı Saddam''ın hiçbir derdi kalmazdı. Emir fermanla halledemeyeceği iş olmazdı.

ÖNE ÇIKANLAR