Galiba yapılacak düzenlemelere verilen isim insanların kafasını karıştırdı. Paket deyince herkese dağıtılacak birşey akla geliyor.
Yardım kolisi gibi..
Hediye paketi gibi.
Müjde gibi..
Dinleyip de, "aaaa bu muymuş paket?" diyenlere, " Tamam güzel kardeşim yeni bir paket yapacağız. Senden başlayalım. Aha da sana boş bir paket..İçine 30 madde yaz, onları açıklayalım" denilse.. Bu soru ülkenin her bölgesinden binlerce kişiye sorulsa bu maddelerden kaçı birbiri ile örtüşür.
Paketle demokrasi olmaz. Bu olmazdan bu düzenlemeleri yapmayalım anlamı da çıkmaz. Yapılacağı söylenen o düzenlemelere itiraz edenlerden zaten uzak durmak lazım. Şunu niye araya sokuşturmuşlar ki, denilebilecek hiçbir madde yok. Ben paketle demokrasi olmaz derken bu iş özünde bir mutabakat meselesidir.
Mutabakatın tarafları olur, onlar oturur, tartışır, bir orta yol bulur..Karşılıklı fedakarlıklar olur..Mutabık kalınan düzenlemeler yapılır.
"Biz aşağıdaki şartlarda bir arada yaşamaya karar verdik" gibi..Taraflar yok. Merkez, aşağıdan gelen taleplere göre, dertlerinizi dinliyoruz..Sırayla ve yavaş yavaş hale yola koyacağız..Size birşey verirken öbürleri sızlanıyor..Öbürünün gönlünü ederken siz feryat ediyorsunuz şeklinde özetlenebilecek bir yapı var.
Bu yapı (herşeyi merkezden bekleme anlayışı) kısa zamanda aşılacak gibi değil. Toplum kesimi dediğiniz insanlardan nüfustaki oranlarına göre toplamda 1000 kişiyi bir salona doldurup, "aranızda anlaşın, aldığınız kararları hemen yürürlüğe sokmaya hazırız" denilse yine anlaşmaları ve bir orta yol bulmaları mümkün değil.
Yine ne yapılacaksa bu yolla yapılacak. Paketle başladı paketle devam edecek.
Toplum hazmettikçe yenisi gelecek.
İkinci, üçüncü, dördüncü..belki onuncu paket çıkacak.
Aslında doğru olanın ne olduğunu çoğumuz biliyoruz. Önce az madeli bir anayasamız olacak..Sonra o anayasaya göre mevzuat elden geçirlip ayıklanacak. Bu yoldan gitmeye -şimdilik- imkan yoksa yapacak birşey yok, diyerek bekleyemeyiz. Paket paket, madde madde gideceğiz.
Ve her düzenlemeyi alkışlayıp sabırla yenilerini bekleyeceğiz.
...
Paketin en zarif maddesi anadilde eğitime özel okullar üzerinden çözüm bulunması..Zaten ikinci bir yolu yoktu.
Süryani Kilisesi'nin el konulan mülkünün iadesine ne diyebiliriz? Atıfet değil..Onların hiç olmazsa el konulan mallarının bir çetelesi var. Telafisi nispeten mümkün. Osmanlı döneminden kalma binlerce vakfın malına el konuldu, idaresi o zamanki vakıf nezaretine devredildi..Talan edildi..Bunları iade etmeye kalksak Türkiye bütçesinin üç katı yetmez. Hani Kürtler diyor ya..Biz Kürt olduğumuz için dışlandık, zulüm gördük. El konulan bu vakıf malları kimindi? Kürtlerin mi, azınlıkların mı, alevilerin mi?

