Kaydet
a- | +A

Dün You Tube'da bir video seyrettim.

You Tube'un arama kutusuna  'Yalçın Doğan MGK' yazınca çıkıyor. Eski bir mülakatın kaydı. Orada deniliyor ki: MGK ictihat makamıdır. Aldığı kararlarda yanılırsa bir sevap var, yanılmazsa iki sevap.. Dinleyince ağzımdan gayri ihtiyari haydaaa nidası çıktı. Kampanya manşetinin antidotu. O zaman anladım ki, bu saatten sonra demiştim, demişti, eskiden demişti ki, daha sonra dedi ki, anayasa der ki, hukuk diyor ki, ile başlayan cümlelerin hiçbir önemi yoktur. Önemli olsa bugün tersini söylemezlerdi.

Önemli olan şuuraltını hedef almak. Aralıksız bombardıman.

Dinleyenleri geçtim anlatanlar bile bayılıyor. İş magazin konusu oldu.

İstatistik, grafik, başarı oranı, katkı payı rakamlar da bir işe yaramaz.

Herkes şuur altına enjekte edilen mesajlara göre pozisyon alıyor.

Biraz daha bastırırlarsa midesini üşüten, gıda zehirlenmesine maruz kalan hasta gibi boşaltmak için lavaboya koşar insanlar, sarsılarak etkilenir.

Dershane işi dershane işine benzemiyor. Ulusal değil uluslararası bir mücadelenin paravanı.

...

Hasan Mezarcı'yı bu vesile ile bir kere daha hatırladım. Şu anda nerede ve hangi halde olduğuna dair bir bilgi de yok. Bir ara vefat ettiğini duydum, doğrulatamadım.

28 Şubat döneminde medya lincine maruz kalmıştı. Bir genç o dönemin televizyon kayıtlarını ve gazete başlıklarını derleyip bloguna koymuş. O haberlere bugün bakınca insanın tüyleri diken diken oluyor. Oturduğun mahalleyi bombalasalar ölür kurtulursun. Medya lincine maruz kalınca bir ömür sürünüyor, insanlığından çıkıyor, kendinle, inancınla, çevrenle, geçmişinle çelişir hale geliyorsun.

Mezarcı yol, yordam usul bilmiyordu. Basiret bakımından biraz sıkıntısı da olabilirdi. Ama lince maruz kalacak ne yapmıştı? Hapishaneye, hapishaneden tımarhaneye yolladılar. 'Ben Mesih'im diyecek hale geldikten sonra yakasını bıraktılar.

Bugün normal halde olsaydı ulusalcılar, sonradan keşfettikleri Erbakan gibi onunla da omuz omuza verir yüceltirlerdi. Eski düşmanlarının tamamı ile dost oldular.

Artık linç de light hale geldi. Vur devir yok, yavaş yavaş akıtılıyor.. biz haberi verelim kararı siz verin demeye getiriliyor.

Benim çocukluğumda Türk basını Uganda Devlet Başkanı İdi Amin'in insan eti yiyen bir cani olduğunu satır aralarına sokuştururdu. Bu işi İngiliz metodolojisi ile o kadar mükemmel yaparlardı ki hiç kimsenin aklına acaba sorusu gelmezdi.

Aynı metodla Menderes'i diktatör ilan ettiler.

Aynı metodla Sultan Hamid'i Kızıl Sultan ilan etmişlerdi. İçerden dışardan el birliği ile devirinceye kadar uğraştılar. Başımız göğe mi erdi?

Aleni mücadele talebinde bulunmalıyız.

Eğer iktidardan bir derdiniz varsa göndermenin yolu belli. Oy vermez gönderirsin. Yine hikâyelerin arasına başbakanın diktatör olduğu, kimseyi dinlemediği, her kararı tek başına aldığı sokuşturuluyor. Bazılarının alay ettiği, "Sen git partin kalsın, AKP bize lazım" şeklinde özetlenebilecek örtülü propagandalar bakalım bu sefer netice verecek mi?

Heyecanla bekliyorum.

ÖNE ÇIKANLAR